Ana sayfa Ünlü Sozleri Üstad Necip Fazıl Kısakürek Hayatı – Sultanü’ş Şuarâ

Üstad Necip Fazıl Kısakürek Hayatı – Sultanü’ş Şuarâ

0
Necip Fazıl Kısakürek Hayatı
Necip Fazıl Kısakürek Hayatı

Necip Fazıl Kısakürek Hayatı yazımızla karşınızdayız. Necip Fazıl Kısakürek Hayatı yazımızda ünlü şair, yazar ve dergicimiz Necip Fazıl Kısakürek’in çocukluğundan başlayarak, ölümüne kadar olan maceralı ve çileli hayatını ayrıntılı bir şekilde okuyabilirsiniz.

Necip Fazıl Kısakürek Hayatı – Çocukluk Yılları

Necip Fazıl Kısakürek, her şeyin içyüzünü merak eden, sorgulayan bir çocuktur. 26.Mayıs.1904 yılında İstanbul, Çemberlitaş’ta doğduğu büyük konağın ele avuca sığmayan haşarı çocuğu. Adı Necip… Ahmet Necip…

İstanbul Cinayet Mahkemesi İstinaf Reisliği’nden emekli Maraşlı Mehmet Hilmi Bey’in oğlunun tek erkek çocuğu. Çocukluğu büyükbabasının himayesinde geçer. Anılarında büyükbabasından hep övgüyle bahseder. Babaannesi, daha doğrusu ciciannesi Safer Hanım. İhtiyarlığı çağrıştırdığı için kendisine babaanne denilmesine izin vermeyen, elmasları ve sinirli mizacıyla tanınan bir İstanbul Hanımefendisi. Babası Mekteb-i Hukuk mezunu Fazıl Bey. Büyük konağın mütevazı ve sessiz kadını, Necip Fazıl’ın annesi Mediha Hanım. O geleneksel ve görkemli konak hayatının içinde büyür Necip Fazıl.

Ama bütün o kalabalık içinde, tek bir kişi onun hayatında tartışılmaz bir etki bırakır. “Ne aldımsa annemden, daha düne kadar seksenini hayli aşkın olarak ölen, hayatı boyunca masum ve mazlum bu kadından aldığıma inanıyorum.” der Necip Fazıl. Çemberlitaş’taki konaklarında misafir gibi yaşayan biri daha vardır ki üzerinde en az Mediha Hanım kadar derin izler bırakmıştır. Abisi Necip Fazıl’dan sadece bir yaş küçük olan, çok küçük yaşta aileden ve hayattan kopan Selma… “Ağabeyine yeni elbiseler ve pabuçlar alındığı zaman, boynu bükük, uzaktan bakar ve hiç ses çıkarmaz. Ayaklarında bebe iskarpinler ve sırtında satrançlı manto… Ona sanki öleceği biliniyormuş gibi bir ömür yeterlidir. Zira kız çocuktur ve büyükbabamın kıymet bareminde kız çocukların değeri düşüktür.” 5 yıl süren bu kardeşlik Necip Fazıl’ı derinden etkileyecek, Selma, şairin zihninde hep masumluk ve mazlumluk simgesi olarak yaşayacaktır.

Eğitim Hayatı – Necip Fazıl Kısakürek Hayatı

Necip Fazıl, ilk eğitimini büyükbabasından almaya başlar. Kıvrak zekâsıyla 5 yaşında okumayı ve yazmayı öğrenir. Kız kardeşinin vefatıyla daha da ön plana çıkmış ve ailenin soyunu sürdürecek tek evladı olarak, dedesi Mehmet Hilmi Efendi’nin gözbebeği olmuştur. Bu avantajını sonuna kadar kullanan haşarı çocuk, ancak babaannesinin okuması için verdiği kitaplarla sakinleştirilir. Böylece küçük çocuğun hayatında iştahlı, denetimsiz, hatta yıpratıcı bir okuma macerası başlar. “On iki yaşıma kadar süren, bu ölçüsüz abur cubur okuma hastalığı bende o hale gelmişti ki, on, on bir yaşıma doğru (Paul ve Virgini, Graziyella, La Dame au Gamella, Zavallı Necdet) gibi hissilik ve edebilik iddiasındaki eserlere kadar tırmanan alakam, nihayet hastalığa dönmüş, gecelerimi ve gündüzlerimi bir ağ gibi sarmıştı.”

Üst üste pek çok ağır hastalık geçiren çocuk, Selma’nın kahrından verem hastalığına yakalanan annesi Mediha Hanım’la birlikte hava değişikliği için bir süre Heybeliada’ya gönderilir. Eğitim hayatı, başından itibaren hayli hareketlidir. Fransız Okulu, Amerikan Okulu derken nihayetinde ilkokulu Heyebeliada Numune Mektebi’nde bitirir.

Şair Olmaya Karar Veriyor…

Hastanede yatan annesinin, “Senin şair olmanı ne kadar isterdim!” dileğini bir çocuğun heyecanıyla benimseyen Necip Fazıl, şair olmaya da o günlerde karar verir. “Gözlerim hastane odasının penceresinde, savrulan kar ve uluyan rüzgâra karşı içimden kararımı verdim. Şair olacağım.” 1. Dünya savaşı yıllarında ise Bahriye Mektebi’ndedir. Öğretmenleri arasında Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Hamdi Aksekili, Hamdullah Suphi Tanrıöver gibi isimler vardır.

Necip Fazıl’ı en çok “hocalarımızın en yaşlısı ve derin irfan sahibi” diye söz ettiği Edebiyat Öğretmeni İbrahim Aşkî Bey etkiler. Tasavvufla ilk ilişkisi, İbrahim Aşkî ve onun tavsiyeleriyle okuduğu kitaplarla başlar. Okulda adı şaire çıkmıştır. Aruz vezniyle denemeler yapıyor, hatta elle yazılmış tek nüshalık bir dergi çıkarıyordu. Okulun öğrencileri arasında Türk şiirinin ünlü isimlerinden biri daha vardı: Nazım Hikmet. Necip Fazıl’dan iki sınıf üstte okuyor, o da el yazısı başka bir dergi çıkarıyordu. Yıllar sonra, şiir ve düşünce dünyalarıyla zıt kutupları temsil edecek bu iki isim, edebiyat tartışmalarında daima birlikte anılacaktır.

Bu dönemde ülke tam bir kargaşa ortamındadır. Savaş yenilgisinin ardından siyasî ve toplumsal belirsizlik had safhaya varmış, İstanbul işgal edilmiş, yokluk ve sıkıntının hüküm sürdüğü mütareke dönemi başlamıştır. Aynı dönem, Necip Fazıl için de her açıdan zor bir dönem olur. Annesiyle babası ayrılmış çok sevdiği büyükbabası vefat etmiş, doğduğu büyük konağın kapıları annesine ve kendisine kapanmıştır. Genç öğrenci, bir an önce Darü’l Fünun’a, yani üniversiteye başlama düşüncesindedir. Ancak beklenmedik bir gelişme olur ve Bahriye Mektebi’nde eğitim süresi bir yıl daha uzatılır. İlave edilen sınıfın imtihan kâğıdına tek bir kelime yazarak, protestosunu dile getiri: BİLMİYORUM. Bu cüretkâr tavır, onun kaydının silinmesine yol açar. Bir süre sonra ancak Bahriye Mektebi’nin 3 Harp sınıfını bitirdiğine dair diplomasını alır. Necip Fazıl, bir yandan gençlik bunalımları, bir yandan da yoksullukla mücadele içindeyken, babası Fazıl Bey’in ölüm haberini alır.

Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri yazımız da ilginizi çekecektir.

Yıl 1921…

Şairin hayatında yeni bir sayfa açılır. İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’ne, o günkü adıyla, İstanbul Darü’l Fünunu Edebiyat Medresesi Felsefe Şubesi’ne girer. Ahmet Kutsi Tecer ve Ahmet Hamdi Tanpınar’la tanışıklığı ve yıllar sonra sürecek arkadaşlıkları bu yıllarda başlar. Matbuat âlemine de üniversite yıllarında atılır. Dönemin en yüksek tirajlı gazetesi Vakit’te muhabir olarak çalışmaya başlar. Necip Fazıl, bu çevreye ait anılarını yıllar sonra Bâbıâli isimli kitabında toplayacaktır. İlk şiirleri başta Yakup Kadri olmak üzere, Ahmet Haşim, Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar gibi ünlü isimlerin yer aldığı, Yeni Mecmua’da yayınlanır.

Yeni bir devlet, yeni bir hayat düzeni kurulmuştur. Cumhuriyet idaresi ağır savaşlardan çıkan ülkeyi kalkındırmak için çaba harcarken, yeni ve iyi yetişmiş bir nesle büyük ihtiyaç vardır. Maarif Vekaleti, Avrupa’ya öğrenci göndermek için sınav açar. Sınavı kazanıp Avrupa’ya gidecek Darü’l Fünun öğrencileri arasında Necip Fazıl da vardır. Genç şair, önce Cumhuriyet Türkiye’sinin başkenti Ankara’ya, ardından felsefe eğitimi için kültür ve sanatın başkenti Paris’e, Sorbonne Üniversitesi’ne gidecektir.  “Paris’e hükümet talebesi olarak gönderilişimin resmî muamelesini de ikmal etmek için, Vakit Gazetesi’nin Ankara muhabiri sıfatıyla, yeni idare merkezine odun yakan bir lokomotifin arkasında 36 saatte vardım.”

Okumak üzere gittiği Paris’ten Necip Fazıl da bir yabancı gibi dönecektir. Zira Paris, sadece edebiyatın ve zengin kültür âleminin değil, bohem hayatının da vazgeçilmez merkezidir. 1. Dünya Savaşı’nın ardından bütün Avrupa’yı saran o, umutsuzluk, boş vermişlik özellikle genç neslin zihnine yerleşmiş durumdadır. “Pırıl pırıl cadde… Paris kaynıyor. O genç şair, şehrin kapkara çatıları, esrarlı bacaları ve her an göz kırpan ışıkları ortasında kaybolmuş bir çocuk gibi kimsesiz ve on parasız.” Kaldırımlar şiiri, işte bu günlerde kalabalığın içinde yalnız ve çaresiz dolaştığı Paris sokaklarında birikecektir. Paris hayatının etkileri Türkiye’ye döndükten sonra da uzunca bir süre devam edecektir.

Kaldırımlar Şairi – Necip Fazıl Kısakürek Hayatı

1925 yılında Örümcek Ağı ile yeni bir pencere açılır. Necip Fazıl, dikkatleri üzerine çeken bu çıkışı yaptığında, henüz 21 yaşındadır. 1928’de ikinci şiir kitabı çıkar. Bir dönem damgasını vuracak olan “KaldırımlarNecip Fazıl’ı emekleme çağını yaşayan hece ölçüsünün en genç ustası yapar. Necip Fazıl, artık Kaldırımlar Şairi olarak tanınmaktadır. Eserleri ve farklı kişiliği ile gittiği her yerde ilgi odağıdır. Ancak tüm hızıyla devam eden bohem hayatının belirsizlikleri, hem kendisini hem de çok sevdiği annesini endişelendirmektedir.

Yıl 1929… Belki de daha düzenli bir yaşam tarzı istediği için, Türkiye İş Bankası’nın açtığı müfettişlik sınavına girer. Paris dönüşünde, İstanbul ve Anadolu’da yaşadığı kısa süreli bankacılık tecrübesiyle sınavı kazanır ve Ankara’ya atanır. Sanat ve edebiyat çevresiyle ilişkisi Ankara’da da devam eder. Falih Rıfkı, Ahmet Hamdi Tanpınar, Nurullah Ataç, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ahmet Kutsi Tecer sıkça görüştüğü isimlerdir. 18 aylık askerlik görevini İstanbul’da tamamlar. 1933 yılında Ankara’ya döndükten sonra, “Ben ve Ötesi” adlı üçüncü şiir kitabını ve “Birkaç Hikâye Birkaç Tahlil” isimli eserini yayınlar. Bankacılığı ve şairliği bir arada sürdüren Necip Fazıl, artık Ankara’dan sıkılmaya başlamıştır. Anadolu’da başka bir şehre tayin ister ve Trabzon’a gönderilir. Burada bir otel odasında kalır. İstanbul özlemiyle Trabzon’a da sadece birkaç ay katlanabilecektir.

Benzer Sözler :   Atatürk Sözleri - Adım Adım Atatürk'ün Hayatı ve Özlü Sözleri

Değerlendirme – Sunay Akın – Necip Fazıl Kısakürek Hayatı

“İşte Necip Fazıl Kısakürek, hece ölçüsüyle yazılan şiirler arasında çok büyük bir öncü, çok büyük bir zekâ, buluşlara dayanan, yeni imgeler, yeni metaforlar ortaya koyan çok büyük bir yetenektir. Pek çok şairin o dönem yazmak istediği, arayıp bulamadığı şiiri, yenilikleri o yakalamıştır. Büyük bir zekâyı görüyoruz burada. Bir taşıran damladır Türkçede Necip Fazıl. Aslında bütün o anlattığı o gizem dolu şiirlerinde de hep kendi içinde yaptığı bir arayış, bir yolculuğu görüyoruz. Devamlı arayış içinde olan bir şair. Çünkü yetmiyor. O bizim çok sevdiğimiz, ‘Aaa! Ne güzel Üstad!’ dediğimiz şiirlerin hiçbiri ona yetmemiş. Bu da ancak yaratıcı zekâ dolu insanın sanatçılarda ortaya çıkan bir özelliktir. (Sunay Akın)

Abdülhakim Arvasi ve Sonrası – Necip Fazıl Kısakürek Hayatı

Şiirlerindeki arayış, iç dünyasında da devam eder. Ne bohem hayatının hareketliliği, ne şöhretin getirdikleri, ne para ne de başka bir şey… Bulamamıştır aradığını. Ta ki 1934 yılına kadar… Artık gördüğü farklı bir ışığın peşinden gidecektir. “Anladım işi, sanat Allah’ı aramakmış; / Marifet bu! Gerisi yalnız çelik çomakmış…”

Eserleriyle çok genç yaşta tanınan, edebiyat dünyasında Kaldırımlar Şairi olarak nam salan Necip Fazıl, artık 30 yaşındadır. 30 yaş onun için bir dönüm noktasıdır. Şair, hayatındaki değişimi ve bugüne kadar yaşadıklarını, iki mısraıyla özetler: “Tam 30 yıl saatim işlemiş, ben durmuşum; / Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum.”

1934 yılından itibaren o güne dek Batı felsefesi ve edebiyatıyla şairin karşısında, yepyeni ve bambaşka bir kapı açılır. Karamsarlık, çaresizlik ve umutsuzluktan yavaş yavaş uzaklaşır. İstanbul’u, Türkiye’yi ve Doğu’yu farklı bir cepheden tasavvuf penceresinden izlemeye başlar.

Tiyatro Eserleri Dönemi – Necip Fazıl Kısakürek Hayatı

Necip Fazıl’ın fikir ve duygu yoğunluğu bu evreden sonra farklı kanallara akacaktır. Şiirin yanında tiyatro alanında da eserler verir. 1935 yılında Muhsin Ertuğrul’un talebi üzerine önce “Tohum”u, ardından “Bir Adam Yaratmak” adlı oyununu yazar. Başrolünü Muhsin Ertuğrul’un oynadığı “Bir Adam Yaratmak” 1937’de İstanbul Şehir Tiyatroları’nda sahnelenir ve büyük ilgi görür. Necip Fazıl, oyun yazarlığını ömrünün son yıllarına kadar sürdürür. İlerleyen yıllarda oyunlarından bazıları beyaz perdeye aktarılacak, bazıları ise televizyon dizisi olarak izleyiciyle buluşacaktır.

Dergi Faaliyetleri – Necip Fazıl Kısakürek Hayatı

Aynı yıllarda şairi bir başka önemli faaliyetin içinde görüyoruz: Dergicilik. Bu, Necip Fazıl’ın yıllarca sürdüreceği ve kendini ifade etmekte kullanacağı vazgeçilmez bir kanal olacaktır. 1936 yılında “Ağaç dergisini çıkarır. “Ağaç”, tam anlamıyla bir sanat dergisidir. Şairlik, oyun yazarlığı, dergicilik ve geçimini sağlamak için sürdürdüğü bankacılık. Bu yoğunluk içinde memuriyete daha fazla devam edemeyeceğini anlayan Necip Fazıl, 1938’de 9 yıldır çalıştığı bankadan istifa eder. Ancak yoğun tempodan kurtulamayacaktır. Dönemin Maarif Vekili Hasan Ali Yücel tarafından, Ankara Devlet Konservatuarı Batı Edebiyatı Bölümü’ne Öğretim Görevlisi olarak tayin edilir. Bir süre sonra da İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi ve Robert Kolej’de ders vermeye başlar. Aynı dönemde gazeteci kimliğiyle de ön plandadır.

Çile Şairi – Necip Fazıl Kısakürek Hayatı

1939 yılı yine bir dönüm noktasıdır. Şair, en sevdiği ve en önemli eseri olarak kabul ettiği “Senfoni” isimli şiirini yazar. Bu şiirin adını daha sonra “Çile” olarak değiştirecektir. Çile, büyük şairin geçmişle olan bağlarını koparttığı eser olarak kabul edilir. On yıl boyunca onu, “Kaldırımlar Şairi” olarak metheden edebiyatçılar için, o artık “Sabık Şair”dir. Necip Fazıl’sa 1940’lı yıllarda parça parça yayınlamaya başladığı “Poetika”sıyla bu yaftanın haksızlığını, derinlikli bir şiir anlayışıyla kanıtlayacaktır.

Evlilik Hayatı – Necip Fazıl Kısakürek Hayatı

1940’lı yıllarda şairin hayatında önemli gelişmeler yaşanacaktır. 1941’de Neslihan Hanım’la evlenir. Köklü bir aileden gelen Neslihan Hanım’la evliliğinden 5 çocuğu olur. Mehmet, Ömer, Ayşe, Osman ve Zeynep. Kendini fikir ve sanat meselelerine adayan Necip Fazıl, bütün bu yoğunluğuna rağmen çocuklarına karşı hep ilgili bir baba olmuştur.

Büyük Doğu – Necip Fazıl Kısakürek Hayatı

Bu dönemim ikinci önemli gelişmesi ise, 1943’te, Büyük Doğu mecmuasının yayın hayatına başlamasıdır. Büyük Doğu dergisiyle birlikte hukuki sorunlar da başlar. Dergideki yazıları yüzünden pek çok kez yargılanır, tutuklanır. 1948 yılına gelindiğinde, Necip Fazıl’ın şiirinde 3. Büyük zirveyi temsil eden eser, “Sakarya Destanı” ortaya çıkar.

1949 yılında dergisiyle aynı adı taşıyan Büyük Doğu Cemiyeti’ni kurar. Kırklı yaşlarından itibaren şehir şehir dolaşmaya başlar. Fikir ve davasını büyük kalabalıklarla paylaşır. Artık daha güçlü, daha kararlı ve daha etkin bir roldedir. Özellikle lise ve üniversite gençliğinin ona duyduğu ilgi, sevgi ve hayranlık bu ortamlarda daha da büyür ve güçlenir. Büyük Doğu Hareketi ile birlikte siyasete olan ilgisi de artar. Dönemin meşhur siyasetçileriyle yakın ilişkiler kurar ama hiçbir zaman faal bir siyaset adamı olmayacaktır.

Polemiklerine, kavgalarına, siyasi kişiliğine rağmen Necip Fazıl için şiir her zaman birinci sıradadır. Doğuştan İstanbullu olan şair, şehir ve şehir hayatının bunalımlarını her dönemde eserlerine konu etmiştir.

Vefatı – Necip Fazıl Kısakürek Hayatı

Necip Fazıl, hayatı boyunca hiç durmadan yazar, anlatır, hitap eder. Ölümünden kısa bir süre önce Türk Edebiyatı Vakfı tarafından Sultanü’ş Şuara (Şairler Sultanı) seçilir. Ama onun isminin ne anlama geldiği, 26.Mayıs.1983’te cenazesindeki kalabalıklarda ortaya çıkacaktır. Necip Fazıl, gençliğinden itibaren hep alkışlanmış, takdir edilmiş ve kitleleri peşinden sürükleyen bir isim olmuştur. Buna rağmen fikirleri, sivri dili ve taviz vermeyen mizacıyla sıkıntılı ve zor dönemler de yaşamıştır. Ancak yaşadığı her tecrübe, onun için yeni bir ilham kaynağı olmuştur.

1947’den itibaren başlayan mahkûmiyetlerini, sık sık aldığı hapis cezalarını, 1955’te yayınladığı Cinnet Mustatili adlı kitabında ele alır. Biyografik yazıları haricinde siyasi, edebi ve toplumsal yorumları, eleştirileri, hatta tarih kitapları da vardır.

Necip Fazıl, şiir alanındaki ustalığını, düzyazıda da göstermiş bir sanatçıdır. Necip Fazıl, bütün eserlerinde yalın ve akıcı bir dil kullanmaya özen göstermiştir. Şairin 1920’li yıllarda yazdığı şiirlerinin bile, bugün yazılmışçasına sade ve akıcı olması, bu özenin en güzel kanıtıdır.

Bu akşam o kadar durgun ki sular
Gömül benim gibi kedere diyor.
İçimde maziden kalma duygular
Ağla geri gelmez günlere diyor.

Ey gönül, gidenden ümidini kes!
Kaçan bir hayale benziyor herkes,
Sanki kulağıma gaipten bir ses
Buluşmalar kaldı mahşere diyor.

Enginden engine koşarken rüzgâr,
Bende bir yolculuk heyecanı var…
Yattığım kayaya çarpan dalgalar
Çıkıver bir sonsuz sefere diyor.

Necip Fazıl adı sık sık edebiyat tartışmalarında Nazım Hikmet’le anılır. Aynı dönemde ortaya çıkmış, ama çok farklı yollardan seslerini duyurmuş olan bu iki şairin yan yana zikredilmesi, kuşkusuz bir tesadüf değildir.

Allah kendisinden razı olsun, mekânı Cennet olsun!

Umarım Necip Fazıl Kısakürek Hayatı yazımızı beğenmişsinizdir. Siz de Necip Fazıl Kısakürek Hayatı ile ilgili bilmemiz gereken başka ayrıntıları yorumlar bölümünde belirtebilirsiniz. Necip Fazıl Kısakürek Sözleri yazımız da sizin için ilgi çekici olacaktır.

İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un Hayatı yazımızı da incelemenizi tavsiye ederim.

Bizi Facebook, Twitter ve Instagram hesaplarımızdan takip ederek bize destek olabilirsiniz.

Yazımızı Değerlendirebilirsiniz
[Toplam: 1 Ortalama: 5]

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here