Ana sayfa Ünlü Sozleri Atatürk Sözleri – Adım Adım Atatürk’ün Hayatı ve Özlü Sözleri

Atatürk Sözleri – Adım Adım Atatürk’ün Hayatı ve Özlü Sözleri

3
Atatürk Sözleri
Atatürk Sözleri

Atatürk Sözleri yazısını yazarken o kadar zorlandım ki bu büyük devlet adamının hayatını ve hangi sözü nerede söylediğini aktarmazsam eksik kalacağı kanısındaydım. Atatürk Sözleri yazısını yaklaşık 4 ayda tamamlayabildim.

Yazıyı yazarken ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatından kesitler verirken, aralara Atatürk’ün en güzel ve anlamlı sözlerini de bu kronoloji içinde vermeye çalıştık. Umarım https://www.sozunenguzeli.com olarak bu yazımız siz sevgili okuyucularımızın hoşuna gider. Yorumlarınızı en alt kısımda mutlaka bekliyorum.

ATATÜRK KİMDİR?

UNESCO, 1976 yılında üye ülkelerine: “Bu yıl üzerinde çalışılan tüm projelerin isim babası Mustafa Kemal Atatürk’tür. Bundan dolayı üye 152 ülkede, Atatürk’ün 100. Doğum günü yıl boyunca kutlansın,” önerisi getirir.

İSVEÇ delegesi: “Ne yani dünyadaki tüm devlet adamlarının doğum gününü mü kutlayacağız?” şeklindeki kinayeli sözleri üzerine, RUS delegesi yumruğunu masaya vurarak: “Genç delege arkadaşıma hatırlatmak isterim ki, ATATÜRK öyle dünyadaki herhangi bir lider değildir.” demiştir.

Sonuçta, o zamana kadar tarihte ilk kez bir öneri UNESCO’nun tüm üyeleri tarafından kabul görüp imzalanmıştır. İmzaların atıldığı sırada İSVEÇ delegesi kürsüye gelmiş: “Ben ATATÜRK’ü inceledim. Bütün ülkelerden özür diliyorum ve ilk imzayı ben atıyorum,” demiştir.

O muhteşem belge aynen şöyle: “Atatürk uluslararası anlayış, işbirliği, barış yolunda çaba göstermiş bir devrimci, sömürgecilik ve yayılmacılığa karşı savaşan ilk önder… İnsan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, bütün yaşamı boyunca insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayrımı göstermeyen, eşi olmayan devlet adamı, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu.”

Atatürk Sözleri ve Hayatı

Mustafa Kemal bir Makedonyalı idi. Selanik’te 1881 yılında doğmuştur. Tam olarak hangi ayda doğduğu bilinmese de kendi ifadesine göre doğum tarihi Milli Mücadelenin başladığı tarih olan 19 Mayıs 1881’dir. Babası Ali Rıza Efendi, annesi ise Zübeyde Hanımdır. Onun çocukluk yıllarında Osmanlı Devletine hasta adam gözü ile bakılıyor ve bir an önce onu parçalara bölme fikri yaygındı.

“Hakikati konuşmaktan korkmayınız.” Gazi M. Kemal ATATÜRK

Küçük Mustafa’nın iyi bir eğitim almasını anne ve babası çok istiyordu. Babası Ali Rıza Efendi Çağdaş eğitim veren Şemsi Efendi Mektebini istiyor. Annesi Zübeyde Hanım ise gelenekçi eğitim veren Hafız Mehmed Efendi Mahalle Mektebine gitmesini istiyordu. İlk olarak mahalle mektebine daha sonra küçük Mustafa’nın ilk fikri uyanışında ve ileri görüşlü olmasında etkili olan Şemsi Efendi Mektebine göndermiştir.

“Eğitimdir ki, bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da bir milleti esaret ve sefalete terkeder.” Mustafa Kemal Atatürk

“Bilinen gerçeklerdendir ki tarih; bir milletin kanını, hakkını, varlığını hiçbir zaman inkâr edemez.” Mustafa Kemal Atatürk

Bir akşam yemeğinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocukluk yılları konuşuluyordu. Bir misafir: “- Paşam, çocukluğunuzda kim bilir ne güzel anılarınız vardır?” diye sormuş. Masadaki Nuri Conker: “- Mustafa Kemal, çocukken dayısının çiftliğinde karga çobanlığı yapardı.” demiş. Misafir sorduğuna pişman olmuş. Aman efendim olur mu derken, Mustafa Kemal sakince:

“Doğrudur, öyle yapardık. Beni insanüstü göstermeyin. Benim doğuşumdaki tek olağanüstülük Türk olarak dünyaya gelmiş olmamdır.” Mustafa Kemal Atatürk

En Güzel Atatürk Sözleri

Ali Rıza Efendi 1888 yılında 49 yaşında vefat eder. Zübeyde Hanım ağabeyi Hüseyin Efendinin yanına küçük Mustafa, kardeşleri Naciye ve Makbule ile gider. Çiftlik yaşamı küçük Mustafa’nın hoşuna gider. Fakat annesi Zübeyde Hanım onun okumasını ister. Selanik’e halasını yanına gider. Mülkiye Rüştiyesi ’ne gider. Oradaki sertliği ile tanınan matematik öğretmeni Hüseyin Efendi’den (Kaymak Hafız) çok korkuyordu. Korktuğu da başına gelir. Arkadaşı ile kavga ettiğinden dolayı kaymak Hafız’dan çok kötü bir dayak yer ve okulu bırakır. Asker olmaya karar verir. Askeri Rüştiye sınavına girer ve kazanarak kaydolur. Okulu çok sever. Okuldaki Matematik öğretmeni Üskülüplü Yüzbaşı Mustafa Efendi küçük Mustafa’nın zekasına hayran kalır. İsmine Kemal adını ekleyerek o günden sonra ismi Mustafa Kemal olur.

“Genç fikirli demek, hakiki fikirli demektir.” Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal, 1896 yılında Selanik Askeri Rüştiyesini bitirdiğinde 15 yaşındadır. Okulda öğretmenlik yapan Hasan Bey adında vatansever kurmay subayın yönlendirmesi ile Manastır Askeri İdadisine kaydolur.

“Bu milletin evlatlarının fedakârlıkları, kahramanlıkları için ölçü bulunamaz.”  Mustafa Kemal Atatürk

Zübeyde Hanım dul maşı ile evi geçindiremeyince Ragıp Bey ile evlenir. Mustafa Kemal annesinin ikinci evliliğine çok üzülmüştür. Manastır Askeri İdadisi’ne gidinceye kadar da eve çok uğramaz.

Mustafa Kemal, 1896 yılında girdiği Manastır Askeri İdadisini 1898 yılında bitirir. Bu sıradaki Türk-Yunan savaşından çok etkilenir.

“Savaş zaruri ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça bir cinayettir.” Mustafa Kemal Atatürk

“Türk Milletinin istidadı ve kesin kararı medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan ilerlemektir.” Mustafa Kemal Atatürk

13 Mart 1899 İstanbul’a gelen Mustafa Kemal Harp Okulu piyade sınıfına kaydolur. Üç yıllık başarılı bir öğrenim hayatı sonunda Teğmen rütbesi ile okulu sekizinci olarak bitirir. Harp okulunu bitirdikten sonra 43 genç teğmen ile Harp Akademisine 57. Devre olarak kaydolur. Ülkenin iyi yönetilmediğini ve siyasette yanlışlıklar yapıldığını görüyordu. Ülkenin sorunları üzerinde tartışmaya girmekten korkmuyordu.

ATATÜRK’ÜN SÖZLERİ

“Bir ulus, bir toplum yalnız bir kişinin çabası ile bir adımcık bile atamaz.” Mustafa Kemal Atatürk

1902 yılında girdiği Harp Akademisini 10 Şubat 1905 yılında beşincilikle bitirmiştir.

Yüzbaşı Mustafa Kemal, 11 Mart 1905 senesinde Şam 30. Süvari Alayı’na atanır. İlk olarak Durzi hareketini bastırır. Gizli olarak birkaç arkadaşı ile birlikte hür fikirli insanların devrim yolunda ve vatanına yararlı çalışmalar yapabilmesi için Vatan ve Hürriyet Cemiyetini kurarlar.

“Sonsuz bir özgürlük düşüncesi olmaz; hakların en büyüğü olan hayat hakkı bile mutlak değildir.” Mustafa Kemal Atatürk

Topçu stajını Şam’da tamamlayan Mustafa Kemal 20 Haziran 1907’de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) olur. Selanik’e 3. Ordu Kurmay kuruluna atanır.

Enver ve Talat paşa tarafından kurulan İttihat ve Terakki Cemiyetinin geniş kitleler tarafından kabul gördüğünü görünce o da arkadaşları ile bu cemiyete katılır. 1908 yılında II. Meşrutiyetin ilanı ile yapılanları yeterli görmüyordu. Ülkede daha büyük ve köklü değişimin olmasını savunuyordu.

“Mes’uliyetin yükü her şeyden, ölümden de ağırdır.” Mustafa Kemal Atatürk

İttihat ve Terakki Cemiyetinin ileri gelenleri Mustafa Kemal’deki liderlik özelliğini gördükleri için onu Trablusgarp Cephesine gönderirler. 1909 yılında Bingazi’deki ayaklanmaları bastırdıktan sonra Mustafa Kemal tekrar 3. Orduya gelir.

Başkent İstanbul’da ayaklanmış olan askeri birlikler, 31 Mart İsyanını çıkarmışlardı. Tarih Rumi takvime göre olduğu için bu ismi almıştır. Miladi takvime göre 13 Nisan’da başlamıştır. İsyanın büyümesi üzerine Selanik’ten gelen “Hareket Ordusu” isyanı bastırmış, sultan Abdülhamit İstanbul’dan uzaklaştırılmış yerine kardeşi Reşat Efendi getirilmiştir.

“Bizim dinimiz, milletimize hakir, miskin ve zelil olmayı tavsiye etmez. Tam tersine Allah’ta, Peygamber de insanların ve milletin izzet ve şerefini korumalarını emreder.” Mustafa Kemal Atatürk

ATATÜRK ÜN SÖZLERİ

Mustafa Kemal II. Meşrutiyetin ilanından sonra ordunun “İttihat ve Terakki Cemiyeti” ile ilgisinden ve siyasete karışmasından dolayı duyduğu tedirginliği şu sözler ile dile getirmiştir.

“Ordumuzun içinde bulunan Cemiyet üyesi arkadaşlarımız, eğer politikaya devam etmek istiyorlarsa, ordudan ayrılmalı ve Cemiyetimizin halk içindeki teşkilatı arasına girmelidirler. Bir gün kaybetmeden ordumuz politikadan uzaklaşmalıdır. Ordunun içinde kalacak dostlarımız da, artık politika ile meşgul olmamalı ve tüm güçlerini ordumuz kuvvetlenmesine vermelidirler.” Mustafa Kemal Atatürk

Ancak cemiyet içindekiler Mustafa Kemal’in bu görüşlerini paylaşmamışlar, bunun üzerine de Mustafa Kemal cemiyetten uzak durarak kendini askeri görevine vermiştir.

Mayıs 1910’da, Arnavutluk’ta büyük bir isyan çıkmış, olayın büyümesi üzerine Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa ile Mustafa Kemal’inde bulunduğu birlikler isyanı bir ay içerisinde bastırmıştır.

“Özgürlük olmayan bir ülkede ölüm ve yıkım vardır. Her ilerleyiş ve kurtuluşun anası özgürlüktür.” Mustafa Kemal Atatürk

Trablusgarp Savaşı

İtalyanlar Trablugarp’ı almak için Osmanlı Devletine savaş ilan etmiş. Burayı korumak için de Fethi Bey, Bingazi’yi korumak için de Enver Paşa, Tobruk ve Derne için de Mustafa Kemal görevlendirilmiştir.

“Cihan bir imtihan meydanıdır. İmtihanda başarılı olmadan lütufkârane muameller beklemek boşunadır.” Mustafa Kemal Atatürk

Balkan Savaşının Başlaması

Osmanlı Devletinin zayıflığından yararlanan Balkan devletleri (Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ) aralarında birlik oluşturup savaş başlatmışlardır. Trablusgarp’ta büyük başarılara imza atan Mustafa Kemal ve askerleri Balkan Savaşının patlak vermesi ile 15 Ekim 1912’de İtalyanlarla anlaşma yapılarak “Quchy Uşi Antlaşması” ile Trablusgarp ve Bingazi İtalyanlara bırakılmıştır. Mustafa Kemal burada Binbaşı rütbesine yükselmiştir.

“Bir milletin ruhu zapt olunmadıkça, bir milletin azim ve iradesi kırılmadıkça o millete hakim olmanın imkanı yoktur.” Mustafa Kemal Atatürk

Edirne Bulgarların Eline Geçiyor

8 Şubat 1913’te Bolayır’da ani bir baskınla Bulgarlar galip gelmiş ve Osmanlı Birlikleri geri çekilmek zorunda kalmıştır. 9 Şubat’ta Mustafa Kemal ve Fethi Okyar’ın sundukları plan uygulanmayınca Edirne Bulgarların eline geçmiştir. Bunun üzerine Osmanlı Devleti ile Balkan Devletleri arasında 30 Mayıs 1913’te Londra Barış Antlaşması imzalanmıştır.

Bu arada Mustafa Kemal Yarbaylığa yükseltilmiştir. Bulgaristan’ın kaybından sonra Sofya Ateşemiliterliğine atanmıştır. Sofya’daki görevi sırasında Operada “Karmen” oyununu izlemiş ve o gece uyuyamamıştır. Dostu Şakir Bey’i yatağından kaldırarak: “Balkan Savaşında Bulgarlara neden yenildiğimizi şimdi daha iyi anlıyorum. Baksana adamların operaları var. Sanatçılar yetiştirmişler. Opera önemli bir iştir. Sanatkâr ister, müzik ister, dekoratör ister. Bütün bunların üstüne adamlar opera binası bile yapmışlar. Bir operaya kavuştuğumuz günü acaba görebilecek miyiz?”

“Bir millet sanattan ve sanatkârdan mahrumsa tam bir hayata sahip değildir.” Mustafa Kemal Atatürk

1. Dünya Savaşı (1914-1918)

3 Ocak 1914’te Enver Paşa, Ahmet İzzet Paşa’nın yerine Harbiye Nazırı olmuş ve Genelkurmay Başkanlığı görevine yükselmiştir. 1 Ağustos 1914’te Avusturya-Macaristan Veliahdının bir Sırp tarafından öldürülmesi üzerine I. Dünya Savaşı başlamıştır.

Enver Paşa’nın Alman hayranlığı ve savaşı Almanya’nın kazanacağını öngörmesi ile İngiliz takibindeki Goeben (Yavuz) ve Breslau (Midilli) isimli iki Alma Kruvazörü Çanakkale’yi geçerek Osmanlı’ya sığınmış, bunun üzerine kruvazörlerin satın alınarak donanmaya katıldığı ilan edilmiştir.

Türk-Alman filosu Rus donanmalarını bombalamış, böylece Osmanlı Devleti 11 Kasım 1914’te resmen Almanya ve Avusturya’nın yanında savaşa girdiğini açıklamıştır.

Sofya’da askeri ateşe görevini sürdüren Mustafa Kemal savaşa girmemiz konusunda acele edildiği kanaatindeydi. Ama bu ölüm kalım savaşına seyirci kalmaktansa cephede faal bir askeri görev istemiştir. Enver Paşa’ya yazdığı mektupta: “Vatanın müdafaasına faal görevlerden daha önemli ve yüce bir görev olamaz. Arkadaşlarım cephelerde, ateş hatlarında bulunurken ben, Sofya’da Ateşemiliterlik yapamam. Eğer birinci sınıf subay olmak liyakatinden mahrum olduğum kanaatini taşıyorsanız, lütfen açık söyleyiniz.” demiştir. Bu yazının etkisi ile 19. Tümen Komutanlığına atanmıştır.

“Müstemlekecilik (sömürgecilik) ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerine milletler arasında hiçbir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen bir ahenk ve işbirliği çağı hâkim olacaktır.” Mustafa Kemal Atatürk

Çanakkale Geçilmez!

Çanakkale Savaşı, son yüzyılın en önemli savaşıdır. Kasım 1914’te başlamış, Ocak 1916’da sona ermiştir. Bu savaşta süngüleriyle destanlar yazan Mehmetçik ve Anafartalar sırtındaki Mustafa Kemal tüm dünyaya adını duyurmuştur. Çanakkale’nin geçilmez olduğunu tüm dünyaya göstermiştir.

“Tarih yazmak, tarih yapmak kadar önemlidir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanı şaşırtacak bir mahiyet alır.” Mustafa Kemal Atatürk

Çanakkale Türk kanı ile bir kat daha kutsallaşmıştır. Mustafa Kemal’in komuta ettiği 19. Tümen Conk bayır taarruzunda Türk Askeri dünyada görülmemiş bir kahramanlık sergiliyordu. Mustafa Kemal, 1 Haziran 1915’te Albaylığa yükselmiştir.

“Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar geçecektir.” Atatürk Sözleri

Çanakkale Savaşı İçin Söylenen Sözler

“Çok cesur savaşan ve iyi idare edilen Türk ordusu karşısında bulunuyoruz.” General Hamilton

“Avrupa’da hiçbir asker yoktur ki, Türklerle kıyaslanabilsin. Örnek olarak Çanakkale’yi gösterebilirim.” İngiliz General Tavshend

“O savaşa Türk askerleri, insanlıkta bizden üstün olduklarını da kanıtlamışlardır.” Tekiri Abraha  ( Yeni Zellanda Askeri )

“Yapılagelen propaganda ve telkinlerin aksine, Mehmetçiğin mert bir savaşçı olduğunu olaylar içindeki tecrübelerle anlamıştık.” Mc Kinley (Avusturalyalı Teğmen)

“Çanakkale’yi bir asker olarak anlatmak imkânsızdır. Çelik gibi manevi güçten, vatan aşkından bir insan yapısı ne demektir? Bu sorunun cevabı, işte şu gösterişten uzak, mütevekkil ve sakin Anadolu çocuğunun kendisi idi. Düşmanları ona hayrandı.” Alman General Liman Von Sanders (Çanakkale 5. Türk Ordusu Komutanı)

1916 İngilizler Çanakkale’den Çekiliyor

“Bizim milletimiz derin bir maziye sahiptir. Bu düşünce bizi elbette altı yedi asırlık Osmanlı Türklüğünden, Selçuk Türklerine ve ondan evvel bu devirlerin her birine eşit olan büyük Türk devrine kavuşturur.” Mustafa Kemal Atatürk Sözleri

14 Ocak 1916’da Mustafa Kemal 16. Kolordu Komutanlığına atanmış ve 26 Şubat’ta emrindeki askerlerle beraber Doğu Cephesine gitmiştir. 1 Nisan’da Generalliğe yükselmiştir. Çanakkale’den sonra Doğu Cephesi’nde de Ruslara karşı zaferler kazanmaya ve işgal altındaki yerleri tekrar geri alıyordu.

1917

“Türkler, bütün medeni milletlerin dostlarıdır. Memleketler çeşitlidir, ama medeniyet birdir ve bir milletin ilerlemesi için de bu biricik medeniyete iştirak etmesi lazımdır.” Atatürk Sözleri

Ordunun temsilcisi olarak Veliaht Vahdettin ile birlikte Almanya’nın Bad Kreutnach şehrinde Alman İmparatoru II. Wilhelm, Mareşal von Hindenburg ve diğer generallerle görüşmüştür.

1918 Mondros Ateşkes Antlaşması İmzalanıyor

“Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milletiz.” Mustafa Kemal Atatürk Sözleri

30 Ekim 1918’de Osmanlı Devleti İle İtilaf devletleri arasında imzalanan ve savaşa son veren Mondros Ateşkes Antlaşması ile ülke kayıtsız şartsız düşmana teslim edilmiş ve düşmanın yurda yerleşmesi için yardımda bulunmaya da söz verilmişti. Bu acı yenilginin yüz kızartıcı bir sonucu Anadolu Topraklarının büyük bir kısmı işgal edilmeye başlanmıştı. İstanbul’a dönen Mustafa Kemal Sultan’ın devletin sömürgeleştirilmesini kabulünü kaygı ile izlemiş ancak ülkenin kurtuluşu ve bağımsızlığını yine ulusun kurtaracağına inanmıştır.

1919 Kurtuluş Meş’alesi Samsun’da Yakılıyor

“Ulusumuzun kurtuluş ve bağımsızlığını vatanımızın son kaya parçası üzerinde bile savunacağız ve ergeç başaracağız.” Atatürk’ün Sözleri

Mustafa Kemal Samsun’a çıkar çıkmaz, kurtuluş hareketini başlatmıştır. Bu durumun farkına varan işgalci güçler Mustafa Kemal’i İstanbul’a geri çağırırlar. Osmanlı Devleti 1. Dünya Savaşından yenik çıkmış ve koşulları çok ağır bir ateşkes antlaşması imzalamıştır. Halk perişan, yorgun ve dağılmak üzeredir.

“Böyle bir ulus, tutsak yaşamaktansa yok olsun daha iyidir. Öyleyse, ya bağımsızlık, ya ölüm!” Gazi Mustafa Kemal Atatürk Sözleri

Mustafa Kemal Samsun’dan Havza’ya oradan da Amasya’ya geçmiştir. 21 Haziran’ı 22 Haziran’a bağlayan gece emir subayı Cevat Abbas’a Amasya Genelge ’sini dikte etmiş ve bazı mülki ve idari makamlara göndermiştir. Bu genelge Kurtuluş Savaşı’nın temel taşlarından olup önemi büyüktür.

Ardından Erzurum ve Sivas Kongreleri yapılmıştır. Mustafa Kemal çok sevdiği askerlik vazifesinden istifa etmiştir.

1920 Türkiye Büyük Millet Meclisi Açılıyor

“Bildiğiniz gibi egemenlik sınırsız ve koşulsuz ulusundur. Artık bunda pazarlık hakkı yoktur.” Atatürk Sözleri

İstanbul’u işgal eden İtilaf Devletleri İstanbul’daki Meclisi istifaya zorlamışlar. Bunun üzerine 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanmış ve başkanlığına Mustafa Kemal seçilmiştir. Ulusal Meclis, padişahı görevden aldığını ve ulustan gücünü alan meclisin en büyük güç olduğunu paylaşmışlardır. 10 Ağustos 1920’de imzalanan Sevr Antlaşması rezilliğini de tanımadıklarını bütün dünyaya ilan etmişlerdir.

1921 1. İnönü Zaferi

“Ulusal egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar mahvolur. Ulusların tutsaklığı üzerine kurulmuş kurumlar her yanda yıkılmaya mahkûmdur.” M. Kemal ATATÜRK

Çerkez Ethem’in Yunan tarafına geçmesi ile bunu fırsat bilen Yunanlılar 6 Ocak 1921’de Bursa’daki İki tümenle taarruza geçmişlerdir. 10 Ocak’ta İnönü mevkiinde Türk birlikleri karşı taarruza geçince Yunanlılar geri çekilmek zorunda kalmıştır. Böylece ilk kez düzenli birlikler savaşa girmiş ve kazanmışlardır. Birinci İnönü zaferinden sonra Yunanlılar 21 Mart 1921’de Bursa ve uşağım batısından Eskişehir ve Afyonkarahisar yönünde yine taarruza geçmişler, Türk Birliklerinin destansı duruşu ile yine geri çekilmek zorunda kalmışlardır.  Bu Zafer Kurtuluş Savaş’ının müjdecisi olmuştur. 17 Ocak “United telgraf” gazetesi muhabiri ile demeçte;

“ Siyasi, adli, İktisadi ve mali bağımsızlığımızı imhaya ve neticede yaşam hakkımızı inkâra ve kaldırmaya yöneltilmiş olan Sevr Antlaşması bizce mevcut değildir.” Atatürk ün Sözleri

İkinci İnönü zaferi sonrası Mustafa Kemal İsmet Paşa’ya:

“Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin ters talihini de yendiniz. İstila altındaki bedbaht topraklarımızla beraber bütün vatan, bugün en uzak köşelerine kadar zaferini kutluyor. Düşmanın istila hırsı, azim ve hamiyetinizin yalçın kayalarına başını çarparak hurdahaş(parça parça) oldu.” Atatürk Sözleri

22 Nisan’da Mustafa Kemal Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin birinci açılış yıldönümünde verdiği demeçte:

“ Hürriyet ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin ve büyük ecdadımın en kıymetli mirasından olan bağımsızlık aşkı ile yaratılmış bir adamım. Bence bir Millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın oluşması ve yaşayabilmesi mutlaka o milletin hürriyet ve bağımsızlığına sahip olmasıyla mümkündür. Ben şahsen Bu saydığım vasıflara çok ehemmiyet veririm ve bu evsafını kendimde mevcudiyetini iddia edebilmek için milletimin de aynı nitelikleri taşımasını şart ve esas bilirim.” Kemal Atatürk Sözleri

16 Temmuz’dan 21 Temmuz’a kadar çalışması süren Maarif Kongresi açılış konuşmasında Mustafa Kemal:

“ Çocuklarımızın ve gençlerimizin yetiştirilirken onlara bilhassa varlığı ile, hakkı ile, birliği ile çelişen bütün yabancı unsurlarla mücadele lüzumunu ve milli düşünceleri tam bir imanla her karşı fikre, karşı şiddetle ve fedakarane savunma gereği telkin edilmelidir.”

5 Ağustos’ta Mustafa Kemal’e üç ay süreyle geniş yetkiler veren Başkomutanlık kanunu onaylanmıştır. 8 Ağustos’ta Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gizli oturumunda Mustafa Kemal:

“Millet; namusunu, bağımsızlığını kurtarmak için acaba karşı koyabilir miyiz, koyamaz mıyız muhakemesini düşünmedi. Millet, yalnız bir şey düşündü: Namuslu olarak yaşarım. Bu sebeple bu yasal hakkımızı kabul edenlerle dost olurum, bana bu hakkı vermeyecek olanlarla ölünceye kadar dövüşerek ölürüm.” M. Kemal ATATÜRK

1922 30 Ağustos Zaferi Atatürk Sözleri

14 Temmuz’da Mustafa Kemal Fransız milli Bayramı nedeniyle elçilikte verilen ziyafette konuşma yapmış ve:

“Yeryüzündeki uzak görüşlü devlet adamları için her zaman göz önünde tutulması gereken bir gerçek vardır. Fikirler zorla ve şiddetle, topla ve tüfekle asla öldürülemez. Hassas bir millete karşı uygulanan zalimane muamelelerin onu daha ziyade güçlendirdi denenmiştir. Hürriyet ve bağımsızlık aşkı ile coşan ve kabaran bir milletin ne harikalar yaratabileceğiniz Fransız Büyük Devrimi bundan 130 yıl önce pek güzel ispat etmiştir. İzmir’in işgali üzerine aynı heyecan ile çarpan kalplerden oluşan milli ordumuzun neler yapabileceğini kolaylıkla tahmin edebilirler.”

26 Ağustos sabahı saat beş 5.30’da Kocatepe’den topçu ateşiyle büyük Türk taarruzu başlamıştı 28 Ağustos’ta yapılan toplantıda Mustafa Kemal şunları söylemişti:

“Türk’ün hakiki kurtuluş güneşi 30 Ağustos sabahı bütün parlaklığı ile doğacaktır.” Atatürk Sözleri

30 Ağustos Yunan Ordusu yenilgiye uğratılmıştır ve Dumlupınar (Başkomutan Meydan Muharebesi) kazanılmıştır. 1 Eylül’de Mustafa Kemal, orduya gönderdiği yazıda:

“Bütün arkadaşlarımın Anadolu’da daha başka Meydan muharebeleri verileceğini göz önüne alarak ilerlemesine ve herkesin fikri güçlerini, kahramanlık ve vatanseverlik kaynaklarını yarışırcasına göstermeye devam etmesini isterim. Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” demiştir.

15 Ekim’de Mustafa Kemal Ankara’dan Bursa’ya hareket etmiş bir coşkuyla karşılayan çocuklara hitaben:

“Küçük hanımlar, küçük beyler! Hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir talih ışığısınız. Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, kıymetli olduğunu düşünerek ona göre çalışınız. Sizden çok şeyler bekliyoruz.” demiştir.

Büyük Taarruz yenilgisinden sonra İngiliz başbakanı Lloyd George İstifa ederek şu sözleri söylemiştir:

“Arkadaşlar! Yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki, o büyük dahi, çağımızda Türk ulusuna nasip oldu ve bizim karşımıza çıktı. Mustafa Kemal’in dehasına karşı elden ne gelirdi?” diyerek Mustafa Kemal’in büyüklüğünü kabul etmek zorunda kalmıştır.

1 Kasım’da Hilafet ve Saltanatın birbirinden ayrılarak saltanatın kaldırılması kararı alınmış ve bu karar padişah Vahdeddin’e Yıldız Saray’ında duyurulmuştur.

18 Kasımda Mustafa Kemal’e Türkiye Büyük Millet Meclisi gizli oturumunda yeni halife seçilmesi, halifenin yetkileri konusunda ileri sürülen iddialara yanıt olarak:

“Türkiye halkının kayıtsız şartsız egemenliğine sahip olduğunu bir defa daha ve kesinlikle tekrar ediyorum. Egemenlik, hiçbir mâna, hiçbir şekilde, hiçbir renkte ve belirtide iştirak kabul etmez. Unvanı halife olsun, ne olursa olsun, hiç kimse bu milletin mukadderatını ortak olamaz.” cevabını vermiştir.

29 Aralık’ta Mustafa Kemal’e yazdığı marşı gönderen Viyanalı müzik öğretmeni Leopoldine König’e yazdığı mektupta:

“Hassas ve ince bir ruhun ifadesi olan mektubunuzu ve milletimizin kazandığı zaferi şakıyan marşınızı aldım. Çok teşekkür ederim. Adalet, geç olsa bile, mutlaka bir gün belirecektir. Bu Allah’ın değişmez bir kanunudur.” demiştir.

Yunan Bayrağı

Kurtuluş Savaşı zaferi kazanılmış Başkomutan Mustafa Kemal, yıkılmış köy ve kasabalardan geçer. Cayır cayır yanmakta olan İzmir’e girdiğinde, kalacağı evin merdivenlerini çıkarken, basamaklarda bir Yunan bayrağının yere serildiğini görmüş:

“Bu nedir?” diye sormuş. Oradakiler:

“Yunan bayrağı paşam,” demişler ve devam etmişler.

“Yunan Kralı Konstantin, Anadolu’daki ordularını teftiş için İzmir’e geldiğinde bu evde kalmıştı. Ayaklarının altına Türk bayrağı sermişlerdi, o da çiğneyip geçmişti.”

Bunun üzerine Atatürk:

“O hata yapmış, ben bu hatayı tekrar edemem. Çünkü bayrak bir ulusun şerefidir. Ne olursa olsun, yerlere serilmez ve çiğnenmez! Kaldırınız!…” demiştir.

1923 Cumhuriyet İlan Ediliyor Atatürk Sözleri

“Türkiye Cumhuriyeti, demokrasi temeline dayanan bir devlettir. Demokrasi ise temelde politik anlayışa bağlıdır, eşitlik severliktir.”

23 Ocak’ta İsmet (İnönü) Paşa Lozan’dadan Mustafa Kemal’e, konferansta Musul konusundaki görüşmeleri bildiren bir telgraf göndermişti.

29 Ocak’ta Mustafa Kemal İzmir’de Latife Hanım’la evlenmiştir.

1 Mart’ta Mustafa Kemal Türkiye Büyük Millet Meclisi toplantısı açılış konuşmasında:

“Bilinmelidir ki, izlediğimiz siyaset, barışçı siyasettir. Memleketimizi hiçbir hak ve adalete dayanmayarak çiğnemek ve çiğnetmek girişimi Muzaffer ordumuzun fedakarane gayretiyle layık olduğu başarısızlığa uğratılmış ve milletimiz, tarihinin Nadir kaydettiği bir zafer kazanarak sevgili yurdumuzu kurtarmıştır.”

1 Nisan’da Mustafa Kemal yeniden seçim kararı hakkındaki önergenin kabulü sırasında şunları söylemişti:

“Bütün cihan bilmelidir ki, artık bu Devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır; O da milli egemenliktir. Yalnız bir makam vardır; O da milletin kalbi, vicdanı ve varlığıdır.” Atatürk Sözleri

19 Temmuz’da Mustafa Kemal Lozan barış görüşmeleri esnasında İsmet Paşa ile vekiller heyeti başkanı Rauf Bey arasında çıkan anlaşmazlık üzerine, İsmet Paşa’ya desteğini bildiren şu Telgrafı göndermiştir:

“Hiç kimsede tereddüt yoktur. Kazandığınız başarıyı en sıcak ve samimi hislerimiz de tebrik etmek için usulen imza olduğunun bildirilmesini bekliyoruz.”

Bunun üzerine 24 Temmuz’da Lozan Antlaşması imzalanmıştır. Mustafa Kemal şöyle demiştir:

“Bu antlaşma, Türk milleti aleyhine, asırlardan beri hazırlanmış Sevr Antlaşması ile tamamlandığı zannedilmiş büyük bir suikastın yıkılışını ifade eden bir vesikadır. Osmanlı devrine ait tarihte örneği bulunmayan bir siyasi Zafer eseridir.” Mustafa Kemal Atatürk Sözleri

13 Ağustos’ta Mustafa Kemal ikinci defa Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanlığına seçilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki Halk Fırkası üyeleri tarafından “Halk Fırkası Tüzüğünü” kabul edilmiş ve Parti 11 Eylül 1923 tarihinden itibaren kurulmuş ancak İçişleri Bakanlığı’na kuruluş dilekçesi 23 Ekim 1923 günü verilmişti. Mustafa Kemal’de Halk Fırkası genel başkanlığına seçilmişti.

27 Eylül’de Mustafa Kemal, “Neue Freie Presse” gazetesi muhabirine verdiği demeçte:

“Yeni Türkiye Anayasasının ilk maddelerini size tekrar edeceğim: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Yürütme kudreti, yasama yetkisi milletin yegane gerçek temsilcisi olan Mecliste belirmiş ve toplanmıştır. Bu iki kelimeyi bir kelime de özetlemek mümkündür: Cumhuriyet!” Atatürk ün Sözleri

13 Ekim’de Başkent Ankara olmuştur. 28 ekim 1923’te Çankaya’daki yemek esnasında Atatürk “Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz.” demiştir. 29 Ekim’de Büyük Millet Meclisi’nde anayasanın bazı maddelerinin değiştirilmesine dair kanun teklifi kabul edilmiş. “Yaşasın Cumhuriyet” sesleri arasında Türkiye devletinin hükümet şeklinin cumhuriyet olduğu ilan edilmiştir. Ankara milletvekili Mustafa Kemal oylamaya katılan 158 milletvekilinin hepsinin oyuyla Türkiye Cumhurbaşkanlığına seçilmiştir. Teşekkür konuşmasında:

“Daima muhterem arkadaşlarımın ellerine çok samimi ve sıkı bir surette yapışarak onların şahıslarından kendini bir an bile ayrı görmeyerek çalışacağım. Milletin sevgisini daima dayanak noktası sayarak hep beraber ileriye gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır.”

Gazipaşa çok çalışmasından dolayı kalp krizi atlatmıştır. 19 Kasım’da Halk Fırkası genel başkanlığı görevine İsmet Paşa’yı vekil olarak tayin etmiştir. 21 Kasım’da Mustafa Kemal’e Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla yeşil kırmızı şeritli İstiklal Madalyası verilmiştir.

1924 Hilafet Kaldırılıyor

“Tarihimizin en mutlu dönemi, hükümdarlarımızın halife olmadıkları zamandır.” Atatürk Sözleri

10 Ocak 1924’te Mustafa Kemal 1. İnönü Zafer’inin 3. yıl dönümü nedeniyle Tercüman-ı Hakikat Gazetesi demecinde:

“Memleket mutlaka çağdaş, uygar ve yeni olacaktır. Bizim için bu hayat davasıdır. Türkiye’ye, ya yeni fikirle donanmış, namuslu bir İdare idare olacaktır veyahut olmayacaktır. Halk ile çok temasım vardır. O saf kitle, bilmezsiniz ne kadar yenilik taraftarıdır.” demiştir.

1 Mart 1924’te Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Türkiye Büyük Millet Meclisi ikinci devre 2. Toplantısı açılış konuşmasında:

“İslam dinini, asırlardan beri alışa geldiği şekilde, bir siyaset vasıtası mevkiinden uzaklaştırmak ve yüceltmek gereğini görüyoruz. Mukaddes ve tanrısal inançlarımızı ve vicdani değerlerimizi, karanlık ve kararsız olan ve her türlü menfaat ve ihtiraslara görünüş sahnesi olan siyasetin bütün kısımlarından bir an evvel ve kesin şekilde kurtarmak milletin dünyevi ve uhrevi saadetinin emrettiği bir zorunluluktur. Ancak bu suretle İslam dininin yüksekliği belirir.”

25 Ağustos 1924’te Mustafa Kemal Ankara’da öğretmenler Birliği Kongresi üyelerine verdi konuşmada:

“Öğretmenler! Yeni kuşağı Cumhuriyetin fedakar öğretmen ve eğitimcileri, sizler yetiştireceksiniz, yeni kuşak sizin eseriniz olacaktır.” M. Kemal ATATÜRK Sözleri demiştir.

Mustafa Kemal 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da “Meçhul Asker Anıtı”nın temelini atmış ve “Başkomutan Meydan Muharebesi”nin 2. Yıl dönümü nedeniyle yaptığı konuşmada:

“Hiç şüphe etmemelidir ki, yeni Türk Devleti’nin, genç Türk Cumhuriyeti’nin temeli burada sağlamlaştırdı. Ebedi hayatı burada taçlandırıldı. Bu anıt Türk Vatanına göz dikeceklere, Türk’ün 30 Ağustos günündeki ateşini, süngüsünü, hücumunu, kudret ve iradesindeki şiddeti hatırlatacaktır.”

24 Eylül’de Mustafa Kemal Erzurum’a gitmek üzere Otomobille Samsun’dan Havza’ya sonra Amasya’ya hareket etmişti. Gece Amasya Belediyesi tarafından verilen ziyafette:

“Benim için, memleket için, inkılap için çok mühim günler geçirdiğim bir şehirde bulunuyorum. Milletin varlığını tanımayı alçalma sayanlar, kendilerinin Allah’ın gölgesi olduğunu iddia dalgınlığında, cüretinde, sahtekarlığında bulunanlar, en nihayet bu mukaddes varlığa ilk defa bu şehirde hürmete mecbur edilmişlerdir.” demişti.

1 Ekim 1924’te Mustafa Kemal, Vakit Gazetesi muhabirine Cumhuriyet’in 1. yıldönümü nedeniyle verdiği demeçte:

“Türk milletinin tabiat ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir.” M. Kemal ATATÜRK demişti.

Mustafa Kemal’in ilk en önemli adımı hilafetin kaldırılması olmuştur. 25 Kasım 1924’te Le Martin Gazetesi yazarına verdiği demeçte:

Benzer Sözler :   Sadi Şirazi Aşk Sözleri - Sadi Şirazi Sözleri

“Hilafet, mazinin bir rüyası olup zamanımızda yeri yoktur.” Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK demişti.

1925 Atatürk Sözleri

Ey Ulus! İyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler, mecsuplar ülkesi değildir. En doğru ve en gerçek tarikat uygarlık yoludur. ATATÜRK Sözleri

13 Şubat 1925’te doğuda Genç ilçesine bağlı Piran’da Şeyh Sait isyanı başlamıştı. Hızlı genişleyen İsyan ancak 31 Mayıs 1925’te bastırılabilmişti.

24 Ağustos’ta Kastamonu ziyaretinde kışlada yaptığı konuşmada “Bir Türk dünyaya bedeldir.” sözünü söylemişti.

25 Kasım’da Şapka giyilmesi hakkındaki Kanun, 30 Kasım’da Tekke ve zaviyeler ile türbelerin kapatılmasına ve türbedarlıklar ile ilgili birtakım unvanların kaldırılmasına dair Kanun ve 26 Aralık’ta Milletler arası saat ve Milletler arası takvim hakkındaki Kanunlar kabul edilmişti.

1926 Mustafa Kemal Atatürk’e Suikast Girişimi

Türk milletinin gelişmesine asırlardan beri sed çeken engelleri kaldırmak ve hayatımıza çağdaş medeniyetin kanunlarını ve vasıtalarını vermek için sarf ettiğimiz gayretlerin milletin umumi tasvibiyle karşılandığı muhakkaktır.

13 Mart’ta Mustafa Kemal’in, Falih Rıfkı Atay ve Mahmut Soydan Beyler anlattığı hayatına dair hatıraları kısaltılmış şekilde Milliyet gazetesinde yayınlanmıştır:

“Büyüklük odur ki, hiç kimseye yaranmayacaksın, hiç kimseyi aldatmayacaksın. Yurt için gerçek Ülkü ne ise onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes sana karşı olacaktır. Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. İşte sen buna da direneceksin. Önüne sayısız engeller yığacaklardır. Kendini büyük değil küçük, zayıf, araçsız, bir hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın. Ondan sonra sana büyük derlerse, bunu diyenlere güleceksin.” Mustafa Kemal (1.3.1926)

Mustafa Kemal 15 Haziran’da Balıkesir’den İzmir’e hareket edeceğiz sırada İzmir valisinden İzmir’de kendisine karşı tertiplenen suikast girişimini haber alır. Aynı gün Mustafa Kemal’e karşı suikast girişiminin elebaşları Ziya Hurşit ve Arkadaşları İzmir’de tutuklanmıştı. Bunun üzerine hareket eden Mustafa Kemal İzmir’de büyük bir Coşku ile karşılanmıştı. 18 Haziran’da Mustafa Kemal İzmir suikasti girişimi nedeniyle Anadolu ajansına verdiği demeçte:

“Alçak girişinin, benim şahsımdan ziyade mukaddes Cumhuriyetimize ve onun dayandığı yüksek ilkelerimize yönelmiş bulunduğuna şüphe yoktur. Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacaktır.” Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK sözünü o zaman söylemiştir.

30 Eylül’de Mustafa Kemal, Çankaya’da Türkiye İdman cemiyetleri ittifakı Kongresi adına Milli Eğitim Bakanlığı Naci bey başkanlığındaki spor heyetine şu konuşmayı yapmıştı:

“Cihan da spor hayatı, spor alemi çok önemlidir. Bu kadar önemli olan spor hayatı, bizim için çok daha önemlidir. Çünkü ırk meselesidir, ırkın düzelmesi ve gelişmesi meselesidir ve hatta biraz da uygarlık meselesidir.” demişti demiştir.

1927 Atatürk’ün Cumhuriyet Sözleri

Ey yükselen yeni kuşak! Gelecek sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve sürdürecek olan sizsiniz. Atatürk Sözleri

7 Temmuz’da Mustafa Kemal, Dolmabahçe Sarayında İstanbul Öğretmenler heyetini kabul etmiş ve öğretmenlere şunları söylemişti:

“Öğretmenler her vesileden istifade ederek halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutur bir varlıktan ibaret olmayacağını anlamalıdır.”

24 Temmuz’da Mustafa Kemal, Lozan Antlaşması’nın 4. Yıl-dönümü nedeniyle kendini ziyaret eden İstanbul Darülfünun Hukuk Fakültesi heyetine:

“Lozan Barışı, Türk tarihinde Bir dönüm noktasıdır. Türk milleti için siyasi bir zafer oluşturan bu antlaşmanın Osmanlı tarihinde örneği yoktur.” demiştir.

17 Ekim’de Mustafa Kemal, genel başkanı bulunduğu Cumhuriyet Halk Partisi 2. Büyük Kongresi Ankara’da toplanmış ve 36 saat 33 dakika süren şu tarihi konuşmasını yapmıştı:

“Efendiler, bu vaziyet Karşısında bir tek karar vardı. O da milli egemenliğe dayanan, kayıtsız şartsız, bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak. İşte, daha İstanbul’a çıkmadan evvel düşündüğümüz ve Samsun’da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulamasına başladığımız karar, bu karar olmuştur.” Mustafa Kemal, Parti Kongresi’nde okuduğu söylevini 20 Ekim’de bitiriş konuşmasında:

“Bugün ulaştığımız netice, asırlardan beri çekilen Milli felaketlerin doğurduğu uyanıklığın ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların karşılığıdır. Bu neticeyi Türk gençliğine emanet ediyorum. Ey Türk Gençliği Birinci vazifen, Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyeti’ni sonsuza dek savunmaktır. Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki Asil kanda mevcuttur.” Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK demişti.

1 Kasım’da Mustafa Kemal, ikinci kez Türkiye’ye Cumhurbaşkanlığına seçilmişti.

1928 Latin Alfabesine Geçiliyor

Kültürel ve sosyal alanda başarılan işler, Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal çevresini keskin çizgileriyle ortaya çıkarmıştır. Yeni harfleri, ulusal tarihi, öz dili, bilimsel müzik ve teknik kurumlarıyla kadını, erkeği her hakka eşit, modern Türk toplumu bu son yılların eseridir. M. Kemal ATATÜRK

10 Nisan’da Laikliğe giden önemli Anayasa değişiklikleri yapılmıştı. Bu değişikliklerle Anayasanın 2. Maddesindeki ‘Türkiye Devleti’nin, dini İslamdır‘ maddesi ile 26. Madde ‘ahkamı şeriyenin (şeriat hükümlerinin) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yürütüleceğini’ belirtilen cümle kaldırılmış. Ayrıca milletvekillerinin ve Cumhurbaşkanı’nın yaptıkları yeminler de değiştirilerek namus üzerine ant içilmesi şekli kabul edilmiştir.

8 Ağustos’ta İstanbul’da Taksim Cumhuriyet Anıtı açılmıştır.

29 Ağustos’ta Dolmabahçe Sarayı salonunda yeni Türk harflerinin okunuşu ve yazılışı ile ilgili tartışmalı konferansta Mustafa Kemal, tahtaya şu notu yazmıştı:

“Milleti bilgisizlikten kurtarmak için kendi dilinde uymayan Arap harflerini terk edip Latin esasından Türk harflerinin kabul etmekten başka çare yoktur.” Atatürk Sözleri

1 Kasım’da Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 3. Dönem 2. Toplantısının açılış konuşmasında şöyle demişti:

“Büyük Millet Meclisi’nin kararı ile Türk harflerinin kesinlik ve yasallık kazanması, bu memleketin yükselme mücadelesinde başlı başına bir geçit olacaktır.”

24 Kasım’da Mustafa Kemal, halka yeni yazıyı öğretmek üzere faaliyete geçecek olan Millet Mektepleri Genel Başkanlığı ve Başöğretmenliğini kabul etmişti. 1980 yılından beri 24 Kasım, ‘Öğretmenler Günü’ olarak kutlanmaya başlanmıştır.

1929

Yeni Türk harfleri çabuk öğretilmelidir. Her vatandaşa öğretiniz. Bunu yurtseverlik, ulusseverlik biliniz. Düşününüz ki; bir ulusun yüzde 10’u, 20’si okuma yazma bilir, yüzde sekseni doksanı bilmez. Bu bir ayıptır, bundan insan olanların utanması gerekir. M. Kemal ATATÜRK

Şurasını da deneylere dayanarak açıklayayım ki, hece ve alfabede düzenleme gerçekten çocukları zorluktan kurtaran, onlara küçük yaşta başarı lezzetini tattıran en etkin araçtır. Yaşlı adamların sevinçleri ise daha açıktır. İnsanlar arasında kolay ve hevesle okumak aracının sağlanması, hem ulusal gelişmeye, hem de uluslararası anlaşmaya çok yararlıdır. Mustafa Kemal 28. 2. 1929

1 Ocak 1929’da yeni harfleri ve bu harflerle yazıyı halka öğretmek üzere “Millet Mektepleri’ açılmıştı.

6 Ağustos’ta Ankara’dan hareket eden Mustafa Kemal İstanbul’a giderken Eskişehir istasyonunda Sakarya gazetesi muhabirine verdiği demeçte şunları söylemişti:

“Türk milletinin toplumsal düzenini bozmaya yönelik didinmeler, boğulmaya mahkumdur. Türk milleti, kendinin ve memleketinin yüksek menfaatleri aleyhine çalışmak isteyen karıştırıcı, sefil, vatansız ve milliyetsiz beyinsizlerin saçmalamalarındaki gizli ve kirli emelleri anlamayacak ve onlara hoşgörü ile davranacak bir topluluk değildir. O, şimdiye kadar olduğu gibi doğru yolu görür. Onu yolundan saptırmak isteyenler ezilmeye, kahredilmeye mahkumdur. Bunda köylü, işçi ve bilhassa kahraman ordumuz candan beraberdir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.” Atatürk’ün Sözleri

30 Kasım’da Mustafa Kemal İstanbul’a gelen Alman biyografi yazarı Emil Ludwig ile konuşmasında:

“Kapıda duran nöbetçi bile benden korkmaz. İsterseniz kendisinden sorunuz. Korku üzerine egemenlik kurulmaz. Toplara dayalı egemenlik yaşamaz. Böyle bir egemenlik ve hatta diktatörlük, ancak ihtilal halinde geçici bir zaman için gerekir.” Atatürk ün Sözleri demişti.

1930

Politika alanında karşılıklı çalışmaların bereketli gelişmeleri ancak, vatandaşlar arasında düşmanlıkların doğmasına yer verilmemeli elde olunabilir. Bunun çareleri, partilerin içine girebilecek samimiyetsiz ve gizli maksatlı kişilerin yasanın üstünde sonuçlar isteyen emel sahiplerinin bütün ulusça nefretle karşılaşmaları ve bir de Cumhuriyet ilkesi üzerinde çalışan partilerce bu gibilerin çabalarından sürekli olarak uzak kalınmasıdır. Mustafa Kemal (1.10.1930)

3 Nisan’da Türk kadınlarına, belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanıyan “Yeni Belediye Kanunu” kabul edilmiştir.

13 Nisan’da Mustafa Kemal, turne dolayısıyla Ankara’da bulunan Darülbedayi (İstanbul Şehir Tiyatrosu) sanatçılarını çiftlikteki Marmara Köşk’ünde  yemeğe davet etmiş ve sanatçılar ayrılırken elini öpmek istemeleri üzerine:

“Biz Hepimiz Milletvekili olabiliriz, bakan olabiliriz, hatta Cumhurbaşkanı olabiliriz, ama hiçbirimiz sanatkar olamayız. Böyle olunca sanatkar el öpmez, sanatkarın eli öpülür.” Atatürk Sözleri şeklinde konuşmuştu.

28 Temmuz’da Mustafa Kemal, Yalova’da yakın arkadaşlarıyla sohbetinde Fethi Okyar Bey’e şunları söylemişti:

“Memlekette muhalif bir parti kurmak lazımdır. Böyle bir parti kurulursa mecliste münakaşa daha serbest olur. Mesela, siz böyle bir partinin başına geçersiniz, bildiklerinizi serbestçe mecliste söylerseniz, bu suretle uygulamada görülen birçok hataların önü alınmış olur.”

30 Temmuz’da Mustafa Kemal Fethi Okyar Bey’in evinde yemeğe katılarak sohbet sırasında şunu söylemişti:

“Sizin partinizin ismini buldum: Serbest Cumhuriyet Fırkası. Bu ismi ne dersiniz?”

23 Ağustos’ta Mustafa Kemal Yalova’da gece sofrada şunları söylemişti:

“Biz bu müesseseyi (Cumhuriyeti) hacılara, hocalara terk etmek için meydana getirmedik. Cumhuriyet müessesesinin bir müstebit (zorba) eline geçeceğini mezarımda bile duysam, Millete karşı haykırmak isterim. Cumhuriyetin milletin kalbinde kök saldığını görmek, yegane emelimdir.” Atatürk Sözleri

2 Eylül’de Mustafa Kemal, Prof. Sadri Maksudi Arslan Bey’in “Türk Dili İçin” adlı kitabını şunları yazmıştı:

“Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.”

25 Eylül’de Mustafa Kemal, kendisini ömür boyu Cumhurbaşkanlığı teklifi söylentileri üzerine gazetecilere:

“Siz ve kamuoyu bilmelisiniz ki, bu yoldaki teklifler hoşuma gitmemiştir ve gitmez. Dediğiniz gibi bir teklifi, benim idealimi cidden rencide eden bir manada telakki ederim.” cevabını vermişti.

23 Aralık’ta Menemen’de Kubilay’ı isimli yedek subay öğretmen bir kısım gericiler tarafından hunharca şehit edilmişti.

28 Aralık’ta Mustafa Kemal, Kubilay’ın Şehit düşmesi nedeniyle Ordu’ya bir başsağlığı mektubu göndermiş ve şöyle demişti:

“Büyük ordunun kahraman genç subayı ve Cumhuriyet’in ülkücü öğretmen topluluğunun kıymetli üyesi Kubilay’ın temiz kanı ile Cumhuriyet, hayatiyetini tazelemiş ve kuvvetlendirilmiş olacaktır.”

1931

Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim. M. Kemal ATATÜRK

31 Ocak’ta Mustafa Kemal, İzmir’de Ziraat Bankası, İş Bankası, Ticaret ve Sanayi Odasını ziyaret etmiş ve konuşmasında şöyle demişti:

“Kooperatif yapmak, maddi ve manevi kuvvetleri, zeka ve maharetleri birleştirmektir. Yoksa bir zayıfla bir kuvvetlinin birleşmesinden bahsetmiyorum. Birleşmenin böylesi, zayıf olanın kuvvetliliği esir olması demektir.”

13 Şubat’ta Mustafa Kemal, Malatya’ya gelişinde şehirde bazı ziyaretlerde bulunmuş ve Türk Ocağı’nda bir konuşma yaparak şunları söylemişti:

“Bütün vatan bir demir kitle haline gelecektir. Demir yolları memleketin tüfekten, toptan daha önemli bir güvenlik silahıdır. Demir-yolları, Türk milletinin refah ve uygarlık yollarıdır.”

17 Şubatta Mustafa Kemal Adana hükümet Dairesi, Cumhuriyet Halk Partisi ve Belediyeyi ziyaret ettikten sonra daha sonra Türkocağı’nda konuşmuş ve:

“Milliyetin çok belirgin niteliklerinden biri dildir. Türk milletindenim diyen insan her şeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan, Türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz.” demişti.

23 Ağustos’ta Mustafa Kemal, liseler için tarih kitapları yazılırken, Türk Tarih Kurumu’na gönderdiği mektupta:

“Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.”  Atatürk Sözleri demişti.

1932

Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye yaraşırsın. M. Kemal ATATÜRK

Mustafa Kemal, Türk güzeli Keriman Halis”in Dünya Güzeli seçilmesi nedeniyle Cumhuriyet gazetesine demecinde şunları söylemişti:

“Türk ırkının dünyanın en güzel ırkı olduğunu tarihi olarak bildiğim için, Türk kızlarından birinin dünya güzeli seçilmesini çok tabii buldum. Fakat Türk gençlerine bu münasebetle şunu hatırlatmayı gerekli görüyorum. Övündüğümüz tabii güzelliğimizi usulüne uygun şekilde korunmasını biliniz ve bu yolda uyanık bir gelişmenin kesintisiz gerçekleşmesini ihmal etmeyiniz.”

12 Nisan”da Mustafa Kemal’in direktifiyle ‘Türk Dili Tetkik Cemiyeti’ kurulmuştur.

“Dil işlerini düşünecek zamanda gelmiştir, ne dersiniz? Öyle ise Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti gibi bir de ona kardeş bir dil Cemiyeti kuralım adı ‘Türk Dili Tetkik Cemiyeti’ olsun.” demişti.

Cemiyetin adı 31 ağustos 1936 günkü toplantısında tüzük değişikliği ile “Türk Dil Kurumu”na çevrilmişti.

1933

Ben diktatör değilim. Benim gücüm olduğunu söylüyorlar. Evet doğrudur. Benim isteyip de yapamayacağım hiçbir şey yoktur. Çünkü ben zoraki ve insafsızca davranmak bilmem. Bence diktatör ötekilerin iradesini ezen kimsedir. Ben gönülleri kırarak değil kazanarak hükmetmek isterim. M. Kemal ATATÜRK

İki Mustafa Kemal var: Bir ben, fert olan, fani olan Mustafa Kemal. İkinci Mustafa Kemal’den ise ‘Ben’ diye bahsedemem. Ondan ancak ‘Biz’ diye bahsedebilirim. O Mustafa Kemal, yani sizler bu akşam etrafımda olanlar, memleketin her köşesinde çalışan köylüler, uyanık, aydın, vatansever, milliyetçi vatandaşlar. İşte ben onların hayalini gerçekleştirmeye çalışıyorum. O Mustafa Kemal, Ölmez! Bizde Cumhuriyeti yapan, İnkılabı yaratan, o “Biz” diye ifade edebileceğim Mustafa Kemal’dir.

31 Mayıs’ta İstanbul Darülfünun’unun kaldırılmasına, Milli Eğitim Bakanlığı’nca yeni bir üniversite kurulmasına dair kanun kabul edildi. Bu kanunda İstanbul Darülfünunu kapatılmış, 18 Kasım’da İstanbul Üniversitesi öğretime açılmıştır.

29 Ekim 1933 Cumhuriyet’in 10. yıldönümü nedeniyle yapılan kutlamalar

29 Ekim 1933’te Mustafa Kemal, Cumhuriyet’in 10. yıldönümü nedeniyle sabah 9.15’te Türkiye Büyük Meclisi’nde elçilere:

“Türk İnkılabı kurucudur. Türk İhtilali yüksek bir insanı ülke ile birleşmiş vatanperverlik eseridir. Çocuklarına bütün güzellikleri ve bütün büyüklükleri görmek aynı zamanda bütün sefaletlere acımak sanatını öğretmektedir.” konuşmasını yaptıktan sonra, saat 10.10’da Cumhuriyet’in 10. yıl dönümü nedeniyle geçit töreni izlemeye gitmiş ve Türk milletine şu ünlü söylevi yapmıştı:

“Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti’dir. Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük uygar vasfı ve büyük uygar kabiliyeti bundan sonraki gelişimi ile geleceğin yüksek uygarlık ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktır. Ne mutlu Türk’üm diyene!” Atatürk Sözleri

Mustafa Kemal’in, Roosevelt’in Türk milletine hitaben yayımladığı Cumhuriyetin Onuncu Yıl dönümü nedeniyle mesaja karşılık olmak üzere Amerikan milletinin mesajı şöyleydi:

“Türkiye’de doğan inkılap güneşi yükselerek sıcaklığını yaydıkça, Türk milletinin kalbi, bütün dünyanın büyük ve takdire değer eserlerine karşı sıcak bir sevgi ile dolmuş, bütün ilerleme ilkelerinin tamamı ile benimsemiştir.”

10. YIL SÖYLEVİ (NUTKU) (29 Ekim 1933)

Cumhuriyet Bayramının 10. yılı nedeniyle Ankara’daki büyük törende söylemişti.

Türk Milleti! 

Kurtuluş savaşına başladığımızın 15’inci yılındayız. Bugün cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır. 
Kutlu olsun! 

Bu anda büyük Türk milletinin bir ferdi olarak bu kutlu güne kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim.

Yurttaşlarım!

Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti’dir. 

Bundaki muvaffakiyeti Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak azimkârâne yürümesine borçluyuz.

Fakat yaptıklarımızı asla kâfi göremeyiz.Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz.Yurdumuzu dünyanın en mâmur ve en medenî memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Millî kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız.

Bunun için, bizce zaman ölçüsü geçmiş asırların gevşetici zihniyetine göre değil, asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre düşünülmelidir. Geçen zamana nispetle, daha çok çalışacağız. Daha az zamanda, daha büyük işler başaracağız. Bunda da muvaffak olacağımıza şüphem yoktur. Çünkü, Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti millî birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir.

Şunu da ehemmiyetle tebarüz ettirmeliyim ki, yüksek bir insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihî bir vasfı da, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtrî zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, millî birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek millî ülkümüzdür.

Türk milletine çok yaraşan bu ülkü, onu, bütün beşeriyete hakikî huzurun temini yolunda, kendine düşen medenî vazifeyi yapmakta, muvaffak kılacaktır.

Büyük Türk Milleti!

On beş yıldan beri giriştiğimiz işlerde muvaffakıyet vadeden çok sözlerimi işittin. Bahtiyarım ki, bu sözlerimin hiçbirinde, milletimin hakkımdaki itimadını sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım.

Bugün, aynı inan ve katiyetle söylüyorum ki, millî ülküye, tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medenî âlem, az zamanda bir kere daha tanıyacaktır.

Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile, âtinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.

Türk Milleti!

Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.

Ne mutlu Türk’üm diyene!

1934

Yaşamda müziğe gerek var mıdır? Yaşamda müziğe gerek yoktur. Çünkü yaşamın kendisi müziktir. Müzikle ilişkisi olmayan yaratıklar insan değildir. Eğer söz konusu edilen yaşam, insanın yaşaması ise müzik elbette vardır. Müziksiz yaşam zaten olmaz. Müzik yaşamın neşesi, ruhu, gülüşü ve her şeyidir. M. Kemal ATATÜRK

9 Şubat’ta Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında “Balkan Antantı” imzalanmıştı.

20 Haziran,da Soyadı Kanunu kabul edilmişti.

26 Kasım’da Efendi, Bey, Paşa, Hazretleri ve benzeri lakap ve unvanların kaldırıldığına dair kanun kabul edilmişti.

3 Aralık’ta bazı kıyafetlerin giyilemeyeceğine dair kanun kabul edilmişti. Bu kanunda Din adamlarının hangi din ve mezhebe mensup olursa olsunlar mabet ve ayinler haricinde ruhani kıyafet taşımaları yasaklanmıştı.

5 Aralık’ta Türk kadınlarına, milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanıyan anayasa değişikliği kabul edilmiş. Atatürk’ün, Türk kadınına milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanınması üzerine bir açıklama yaparak şöyle demişti:

“Bu karar Türk kadınına sosyal ve siyasi hayatta bütün milletlerin üstünde yer vermiştir. Çarşaf içinde, peçe altında ve kafes arasındaki Türk kadını artık tarihlerde aramak lazım gelecektir. Türk kadını evdeki uygar yerini salahiyeti ile almış iş hayatının her safhasında başarılar göstermiştir. Siyasi hayatta belediye seçimlerinde tecrübesini yapan Türk kadını, bu sefer de milletvekili seçme ve seçilme suretiyle haklarının en büyüğünü elde etmiş bulunuyor. Uygar memleketlerin birçoğunda kadından esirgenen bu hak, bugün Türk kadınının elindedir ve onun salahiyet ve liyakatla kullanacaktır. Bu notla en mühim inkılaplardan birini anmış oluyoruz.”

17 Aralık’ta “ATATÜRK” soyadının veya bunun başına ve sonuna söz konarak yapılan adların, hiçbir kimse tarafından öz ve soyadı olarak almayacağına dair kanun kabul edilmiştir.

Türk Dil Kurumu’nun başkanı Saffet Arıkan 26 Eylül 1934’te Dil Bayram’ının açılış konuşmasına  ‘Ulu önder Atatürk Mustafa Kemal’ diyerek başlaması, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal tarafından Atatürk sözü çok beğenilmişti. 24 Kasım 1934’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen bir yasa ile ulus adına Mustafa Kemal’e ‘ATATÜRK’ soyadı verilmiştir. Atatürk soyadı hem kendisinin, hem halkın, hem de yabancıların sevdiği ısındığı ve kullandığı bir ad olmuştu. Mustafa Kemal’de İnönü zaferi nedeniyle İsmet Paşa’ya ‘İNÖNÜ’ soyadını vermişti.

Çanakkale’de çocuklarını kaybeden annelere Atatürk’ün mektubu

İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Çanakkale bölgesinde bir denetleme gezisine çıkacaktı. Bu nedenle veda için Mustafa Kemal’e gitmişti. Mustafa Kemal Çanakkale’yi ziyaret ettiğin zaman, aziz şehitlerimiz de ziyaret edeceksin. Bunu yapacağından şüphem yok. Yalnız nasıl bir konuşma yapacağını, ben söyleyeyim. Dünyaya hitap edercesine konuşmalısın. Siz olmasaydınız, siz göğüslerinizi çelik kaleleri siper etmeseydiniz, bu boğaz aşılır, İstanbul işgal edilir, vatan toprakları istilaya uğrardı, diyeceksin. Yalnız bizim şehitleri değil bu toprakları üstünde kanlarını döken insanları da, o kahraman askerleri de hürmet ile saygıyla anacaksın. demişti. Bunun üzerine Şükrü Kaya bu konuşmayı ancak Atatürk’ün yapabileceğini söylemişti. Tekrar buluştuklarında Mustafa Kemal Atatürk, Şükrü Kaya’ya konuşacağı kağıdı uzatmıştı. Nutuk’ta yabancı askerler için şu cümleler yazılmıştı:

“Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız! Huzur ve sükun içinde uyuyunuz! Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını savaşa gönderen analar! Göz yaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız, bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.” Atatürk Sözleri

1935

Türk kadınına, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde üye olma hakkı verilmiş, Türk kadını o tarihlerde birçok batılı ülke kadınlarından daha ileri bir konuma getirilmişti. Bunun sonucu 1935 seçimlerinde 18 kadın milletvekili seçilmiş ve meclise girmişti. Böylece Türk kadını toplumda Çağdaş hak ve özgürlüklere sahip eşit bir birey konumu kazanmış oluyordu.

1 Mart 1935’te Atatürk, 4 kez Cumhurbaşkanı seçilmiştir.

2 Nisan’da Atatürk İstanbul’da toplanan Milletlerarası Kadın Kongresi’ne bir telgraf göndererek şunları yazmıştır:

“Siyasi ve sosyal hakların kadın tarafından kullanılmasının insanlığın mutluluğu ve saygınlığı bakımından gerekli olduğuna eminim.”

26 Nisan’da ise Çankaya’da Milletlerarası Kadınlar Kongresi heyeti ile Balkan Ekonomi Konsey üyelerini kabul etmiş. Milletlerarası Kadın Kongresi heyetine şunları söylemişti:

“Türk kadınının dünya kadınlığına elini vererek dünyanın barış ve güvenliği için çalışacağını emin olabilirsiniz.”

29 Nisan 1935’te Atatürk, Kadın Esirgeme Kurumu’nun Ankara Ordu evinde düzenlediği geceye katılmış ve şunları söylemişti:

“Kadın denilen varlık, kendiliğinden yüksek bir varlıktır. Onun yoksulluğu olamaz. Kadına yoksul demek, onun bağrından kopup gelen bütün beşeriyetin yoksulluğu demektir. Eğer insanlık bu halde ise, kadına yoksul demek layık görülebilir. Gerçek bu mudur? Eğer kadın dünyada çalışan, başarı kazanan, zengin olan, maddi ve manevi zengin eden insanları yetiştirmiş ise ona yoksul sıfatı verilebilir mi? Verenler varsa, onlara nankör denilirse doğru olmaz mı? Bizce Türkiye Cumhuriyeti anlamınca kadın, bütün Türk tarihinde olduğu gibi, bugün de en Muhterem mevkide, her şeyin üstünde yüksek ve şerefli bir varlıktır.”

3 Mayıs’ta Atatürk, Türkkuşu’nun hizmete açılışı nedeniyle Etimesgut hava alanında yapılan törende konuşmuş:

“Türk çocuğu, her işte olduğu gibi havacılıkta da, en yüksek düzeyde, gökte, seni bekleyen yerini, az zamanda dolduracaksın.”

9 Mayıs’ta Atatürk, Cumhuriyet Halk Partisi dördüncü büyük kurultayı açılış konuşmasında şöyle demişti:

“Uçurum kenarında yıkık bir ülke, türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar, yıllarca süren savaş, ondan sonra, içeride ve dışarıda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni sosyete, yeni devlet ve bunları başarmak için arasız, devrimler. İşte Türk genel Devrimi’nin bir kısa ifadesi.” Gazi M. Kemal ATATÜRK 

1936

Temeli büyük Türk ulusunun de onun yiğit çocuklarından oluşan büyük ordumuzun vicdanında, akıl ve bilincinde  doğurmuş olan Cumhuriyetimizin ve ulusun ruhundan esinlenen ilkelerimizin bir kimsenin ortadan kaldırılmasıyla sarsılabileceği kanısında bulunanlar çok zayıf kafalı bahtı karalardır. Bu gibi bahtı karaların Cumhuriyetin adalet ve güç pençesinde gerekli olan uygulama ile karşılaşmaktan başka alacakları olamaz. ATATÜRK

20 Temmuz’da Boğazlarım Türk hükümetinin egemenliğine geçişini sağlayan Montrö Sözleşmesi imzalanmış, imzayı takiben Atatürk şunları söylemişti:

“Milletinin yüksek seciyesine, ordusunun bükülmez pazısına ve uygar insanlığın aldatılmaz sağduyusuna dayanarak ve güvenerek zeka, mantık ve enerjinin, bütün insanlığın muhtaç olduğu barış ve huzur veren sonuçlar doğurabileceğini bir delili olan Montrö Konferansı eseri, cidden sevinmeye ve sevindirmeye değer bir tarihi olaydır.”

29 Ekim’de Atatürk, Cumhuriyet’in 13. yıl dönümü nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tebrikleri kabul etmiş. Ankara Palas’ta verilen suarede yabancı misafirlerle sohbet ederken şunları söylemişti:

“Biz kimsenin düşmanı değiliz. Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız.” Atatürk’ün Sözleri

1937

Ben toprak büyütme dileklisi değilim, barış bozma alışkanlığım yoktur. Ancak Hatay için, antlaşmaya dayanan hakkımızın isteyicisiyim. Ulusum benim dediğime inanır. Sözümü yerine getirmezsem onun karşısına çıkamam, yerimde kalamam. Ben şimdiye dek yenilmedim, yenilirsem bir dakika yaşayamam.” Gazi M. Kemal ATATÜRK

Ulusları yöneten insanlar, doğal olarak önce ve en önce kendi ulusunun varlığının ve mutluluğunun yapıcısı olmak isterler. Ama, aynı zamanda bütün uluslar için de aynını istemeleri gerekir. Bütün dünya olayları bize bunu açıktan açığa kanıtlar. En uzakta sandığımız bir olayın bize bir gün çıkmayacağını bilemeyiz.” Mustafa Kemal Atatürk (17.3.1937)

27 Ocak’ta Cenevre’de Milletler Cemiyeti toplantısında Hatay’ın bağımsızlığı kabul edilmişti.

26 Mart’ta Atatürk, Bursalı gençlerin Ankara Halkevi’nde tertipledikleri geceye katılmış ve gençlere hitabında:

“Gençler, benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler. Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum. Buna cidden sevinmekteyim. Fakat, beraber yaşadığımız müddetçe benim hedefime yürümemizi hepinizden istemek, yasal bir hakkım olarak tanınmalıdır.” demişti.

1938 Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk Yaşama Veda Ediyor

Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyete kadar yaşayacaktır. Atatürk Sözleri

10 Kasım 1938’de hayata veda eden ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, Türk halkının yüreğinde yaşamaya devam etmektedir. Yirminci Yüzyıla damgasını vuran Atatürk, ileri görüşlü, geniş ufuklu bir devlet adamıydı. Demokrasi ve laiklik O’nun devrimlerinin temelini oluşturuyordu. Modern Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuki mimarisinin temel taşı olmuştu. Türkiye, bugün bölgesinde tek çoğulcu demokratik ve laik ülkedir.

9 Temmuz’da Atatürk, Savarona yatında 3 saat süren Bakanlar Kurulu Toplantısına başkanlık etmişti. Bu toplantı Atatürk’ün, Bakanlar Kurulu’na başkanlık yaptığı son toplantı olmuştu.

9 Kasım’da Atatürk’ün ağır koma hali devam ediyordu. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Atatürk’ün sağlığı ile ilgili olarak saat 10.00, 20.00 ve 24.00 olmak üzere üç bildiri yayımladı. Umumi durumunun tehlikeli bir hal aldığını bildirmişti.

Ve 10 Kasım’da Atatürk, Dolmabahçe Sarayı’nda saat dokuzu beş geçe ölmüştü. Atatürk’ün, ölümü üzerine hükümetin yayımladığı bildiri şöyleydi:

“Ebedi Türk milleti, onun eserlerini ebediyete kadar yaşatacaktır. Türk gençliği onun kıymetli emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni daima koruyacak ve onun izinde yürüyecektir. Kemal Atatürk, Türk’ün tarihinde ve gönlünde daima yaşayacaktır.”

1944

Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu yeterlidir. Atatürk Sözleri

9 Ekim 1944’te Rasattepe de Anıtkabir inşaatının başlanılmış ve ilk harcı Başbakan Şükrü Saraçoğlu koymuştu.

1953

Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti’dir. Gazi M. Kemal Atatürk Sözleri

9 Kasım 1953’te Atatürk’ün tabutu, sabah görevli heyet huzurunda açılarak rapor düzenlenmiş. Atatürk’ün naaşının hiç bozulmamış olduğu görüldükten sonra, kurşun tabuttan çıkarılarak ceviz ağacından yapılmış bir tabuta konulmuştu. 10 Kasım 1953’te Atatürk’ün tabutu, Etnografya Müzesi’nden alınarak büyük bir törenle Anıtkabir’e getirilmiş ve toprağa verilmişti.

Atatürk Sözleri ve mesajlarını whatsapp, facebook, instagram gibi sosyal medya hesaplarınızda paylaşabilirsiniz.

Yorum kısmında Atatürk Sözleri bekliyoruz.

Bize destek olmak için, bizi Facebook, Twitter, Youtube, Instagram hesaplarımızdan takip edin.

Yazımızı Değerlendirebilirsiniz
[Toplam: 11 Ortalama: 4.3]

3 YORUMLAR

  1. ATATÜRK sözleri tam olarak anlaşılsaydı şu an Türkiye dünyanın 1 numarası idi. Bazıları ULU ÖNDER GAZİ MUSTAFA KEMALİ sanki dine düşman göstermeye çalışıyorlar ama boşuna. O olasaydı Allah bilir ama belki TÜRKİYE’de olmayacaktı.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here