Ana sayfa Dizi Sözleri Payitaht Abdülhamid 17. Bölüm Sözleri – Sezon Finali

Payitaht Abdülhamid 17. Bölüm Sözleri – Sezon Finali

0
Payitaht Abdülhamid 17. Bölüm
Payitaht Abdülhamid 17. Bölüm

Payitaht Abdülhamid 17. Bölüm Sözleri ile karşınızdayız. Dizide bu hafta sezon finali vardı. Gerçekten mükemmel ve heyecan dolu bir bölümü geride bıraktık. Sultan Abdülhamid Han-ı Sanî bu bölümde ihanet düğümünü çözüyor. Dünya devletlerinin Osmanlı’ya açmayı düşündüğü savaşa karşı hazırlıklar yapılıyor ve ince siyasetler güdülüyor. İngilizler Yunanlıları piyon olarak meydana sürüyor. Abdülhamid Han ise savaş için üniformasını giyiyor.

Payitaht Abdülhamid dizisi ile ilgili hazırladığımız diğer bölüm sözlerine bu bağlantılardan ulaşabilirsiniz:

  1. Payitaht Abdülhamid Sözleri – Bölüm 1
  2. Payitaht Abdülhamid Sözleri – Bölüm 2
  3. Payitaht Abdülhamid Sözleri – Bölüm 3
  4. Payitaht Abdülhamid Sözleri – Bölüm 4
  5. Payitaht Abdülhamid Sözleri – Bölüm 5-6
  6. Payitaht Abdülhamid Sözleri – Bölüm 16

Payitaht Abdülhamid 17. Bölüm Sözleri

Payitaht Abdülhamid 17. Bölüm Sözleri: Darağacı kurulsun. Her kim olursa olsun ipi boynuna geçirdiğimiz kişi, bizim değil İngilizlerin adamı olacak.

Emanuel Karasu: Sen benim vatanımsın, Sara. Sen ateş olsan, ben peşinde duman olurum. Sen benim her şeyimsin. Vazgeçmem, vazgeçemem.

Payitaht Abdülhamid 17. Bölüm Sözleri: İhanete kucak açan, ölümüne mezar kazar.

Prens Sabahattin: Garbın medenî olması hürriyet fikrinden gelir. Ve devletimiz hürriyet verme konusunda her zaman çok cimri olmuştur.

Payitaht Abdülhamid 17. Bölüm Sözleri: Devletimiz 200 yıldır garbın saldırılarıyla öldürülmek istenmektedir. Bizden evvelki devirlerde içteki ve dıştaki kan emiciler, dişlerimizi devletin etine geçirmişti. Devleti neden tek odaya hapsettiğimizi aklınız almıyor mu? Bir hastayı, “Seni hürriyetine kavuşturacağız.” deyip hastaneden çıkarırsanız, tedavisine mani olmuş olmaz mısınız? Ben devleti bir odaya kapatmadım. Açe’deki Müslümanlara, Hindistan’daki dindaşlarımıza kol kanat gereriz. Senin medenî dediklerin Hindistan’da insanları öldürür, Açe’deki Müslümanların ibadetlerine mani olur.

Payitaht Abdülhamid 17. Bölüm Sözleri: Sadakatini pazara çıkaranlar, bedelinin iki kurşun olduğunu bilmezler.

Theodor Herzl: Arkanı dönme kardeşimi öldürürsün. Yüzünü düşürme umudu çalarsın.Putun ve haramın arasına saklanma yanarsın. (Şifreli konuşma)

Payitaht Abdülhamid 17. Bölüm Sözleri: Yalnızların dostu Allah’layız. Son iki asırdır, benden önceki idareciler, Garb ilerlerken sadece iç meselelerle alakadar oldular. Teknik kabiliyeti geliştirmeyi bir kenara koydular. Elimizde Garbın tekniğine ulaşacak hiçbir unsur yoktu. Şimdi açtığımız mühendishanelerde evlatlarım, kendi toplarımızı, tüfeklerimizi yapacak kabiliyete erişecekler inşaallah.

Payitaht Abdülhamid 17. Bölüm Sözleri: En büyük silahımız imanımızdır. Onlar yedi düvelse, biz yedi kardeş kalırız yine de savaşırız.

Payitaht Abdülhamid 17. Bölüm Sözleri: Savaş kesin ve keskin. Kılıcın kında paslanması yeter artık. Artık ordumuz için zafer vaktidir. Uzun süredir zafer görmemiş ordularımız için sefer vakti gelmiştir.

Payitaht Abdülhamid 17. Bölüm Sözleri – Sezon Finali

Payitaht Abdülhamid 17. Bölüm Sözleri: Biz kimiz? 1. Ordu: İstanbul Ordusu. Türk’ü, Arnavut’u, Boşnak’ıyla kale gibi sapasağlam. 2. Ordu: Edirne Ordusu. Redif alaylarıyla Yunan’a karşı çarpışacak kahraman cengâverler. Hepsi iridir, hepsi diridir. Hepsinin yüreğinde Edirne Fatihi Murat Hüdavendigar Hazretlerinin ateşi var.

3. Ordu: Selanik Ordusu. Beyaz Kale’nin sapasağlam duvarlarından ilham almış, aslanları ve taş gibi bilekleriyle hazır. Üsküp’e, Bosna’ya, Manastır’a haber verin. Evlad-ı Fatihan’a Osmanlı sancak açmış, deyin. Hepsi koşa koşa gelir. İzmir’deki kışlalar Selanik’e aksın.

4. Ordu: Erzincan Ordusu. Erzurum’un, El Aziz’in, Harput’un, Van’ın, Bitlis’in Türk ve Kürt aslanları 4. Ordu’ya katılsın. Ruslar geldiği vakit aslanlar gibi kükresinler. 5. Ordu: Şam Ordusu. İngilizlerin, Akdeniz’den saldırılarına karşı dursunlar. Şam’ın emaneti bizimdir. Şam ağlarsa, İstanbul ağlar.

6. Ordu: Bağdat Ordusu. Çöl kartalları, ikinci seti çeksin. Trablus’un, Hicaz’ın askerleri, 7. Ordu’nun akrepleri, Akdeniz’i dar edecek çöl fırtınaları…

Paşalar, işte biz buyuz. Bir devlet içinde yedi ordu. Hilafet sancağını çektiğimiz vakit, Hindistan’dan, Kafkaslardan, Azerî kardeşlerimizden gelecek kaplanları unutmayınız. İngiliz ve Rus geldiği vakit, işte bunlarla karşılaşacak.

Her yere haber salın. Kosova’da Murat Hüdavendigar yiğitlerine, Bursa’da Osman Gazi’nin evlatlarına, İmam Şamil’in torunlarına haber yayın. Analar kınaları hazırlasın. Ya şehit ya gazi olacaksın, diyen babalar, evlatlarının yüreklerini pişirsinler. Hakla batılın savaşına hazır olsunlar. Allah Rasülünün (sav) nâmını silmek isteyenlere karşı dursunlar. Osmanlının tokadını unutanlar bu harpte hatırlayacaktır. Kılıç kınından çıkmıştır.

Kemalettin Paşa: Bazen gönül ister, kader müsaade etmez.

Payitaht Abdülhamid 17. Bölüm Sözleri: Bir harbe giriyoruz. Bu harpte dostumuz yok, müttefikimiz yok. Bir tek Allah’ımız var. Yedi düvele karşı savaşırız. Allah’ın izniyle devletimizi kimseye teslim etmeyiz. Lakin harpteki kayıplar, istikbalimizi yaralar. Gençlerimizi yitiririz. Yetişmiş subaylarımızı yitiririz. Onları yetiştirmek artık vakit alır. Bu yüzden İngilizleri ve Rusları oyunun dışında bırakmalıyız.

Siyasette kendi yolunu kendin açarsın. İngilizlerin karşısına Almanları dikeceğiz. İngilizler giremedikleri savaşa Rusların da girmesini istemezler. Hollandalılar yıllardır Güney Afrika’yı sömürür. Bir vakit sonra bu toprakları İngilizlere bıraktılar. Lakin yerli halkın bir kısmı uyanmıştı. Direndiler. O sebepledir ki İngilizler 20 yıldır bu topraklara tam olarak hakim olamadı. Eğer bir yerde o toprağı seven birileri varsa, kolay kolay alamazsın. Lakin bu yalnızca Afrikalıların başarısı değildi. Alma İmparatoru yıllarca Afrikalılara silah gönderdi gizlice. O bölgede İngilizleri oyaladılar. Lakin İngilizlerin bundan hiç haberi olmadı. Eğer sömürgeci devletler arasındaki Centilmenlik Anlaşması bozulursa, Almanları yanımıza çekebiliriz. Böylece İngilizleri ve Rusları durdururuz.

Payitaht Abdülhamid 17. Bölüm Sözleri Devam

Payitaht Abdülhamid 17. Bölüm Sözleri: Silah tüccarının dini, devleti, milleti olmaz. Yeni dünya, silah tüccarının ticaretiyle şekilleniyor. Nizam şöyle işliyor: Güçlü devlet, zayıf devlete saldırır. Zayıf devlet kendini korumak için silah satın alır. Böylece muazzam paralar kazanan silah tüccarı, yeni savaşları destekler. İşte biz bu nizamın karşısında olduğumuz için saldırırlar.

Payitaht Abdülhamid 17. Bölüm Sözleri: Sizin politikanız, kendi refahınız için tüm dünyayı sömürmek. Bu yüzden Osmanlı’yı yıkmak istiyorsunuz, bu yüzden hilafeti kaldırmak istiyorsunuz. İslam’ı en büyük düşman olarak görüyorsunuz. İslam’ı hakkıyla yaşayan bir millet var oldukça, sizin rahatınız kaçacak. İslam’ın adaletini biliyorsunuz. Orada sömürüye yer olmadığını biliyorsunuz.

Emanuel Karasu: Ey zalim halife! Senin başında olduğun ümmeti değiştireceğim. Öyle bir değiştireceğim ki onları tanıyamayacaksın bile. Şahsiyetsiz, beyinsiz, batıya muhtaç, kendi olmaktan utanan, taklit yeteneğinden başka hiçbir meziyeti kalmamış ahmaklar ordusuna çevireceğim onları.

Benzer Sözler :   Payitaht Abdülhamid Sözleri - Abdülhamid Sözleri
Mahmut Paşa: Ey ölüm! Senin yüzün ne soğuk! Senden olan tahta da ip de öyle. Soğuk. Peki senin hiç dostun var mı? Yok. Senden kaçış var mı? Yok. Senin ilişemeyeceğin kale, dağ, hünkâr var mı? Yok.

Theodor Herzl: Eğer kendi dininizi yaşamak istiyorsanız, bedel ödemek zorundasınız. Başını vermeye hazır olmayan bir adamın Tanrı’sına eğdiği baş, saygı değil, soytarılıktır. Biz kılıcımızı kuşandık, ölümü göze aldık. Ateş de elimizde. Önümüze çıkan kalleş yanacak. Elini bize kardeş gibi uzatan da yanacak ama hiçbir zaman sönmeyecek bir alev gibi. Osmanlı İmparatorluğu yıkılacak. İsrail kurulacak. O zaman sizler ne yapacaksınız, dolu kilerin miskin kedileri?

Benim diyeceğiniz bir vatanınız olmayacak. Hiç kimse size kucak açmayacak. Toprak altındaki fareler gibi telef olup gideceksiniz. Korkmayın! Haykırın hakikatleri. Kitabınızda yazanları korkup yüreğinize gömmeyin. Tanrı’nın sizden istediğini kâfirden istemekten korkmayın. Siyonizm’le birlikte yürüyün, avucunuz yumruk, bakışlarınız kılıç, nefesiniz ateş olsun. Ayak tabanınızın bastığı her yer sizin olacak. Sınırlarınız çölden Lübnan’a, Fırat Irmak’ından Garb Denizi’ne kadar uzanacak. Sizlerin önünde hiç kimse duramayacak. Allah’ınız Rab size söylediği gibi içinizdeki dehşeti ve korkuyu ayak bastığınız diyarların üzerine yayacaktır.

Emanuel Karasu: Osmanlı ordusuna sızacağız evvela. Jön Türklerle birleşeceğiz. İki deniz gibi. Mısırati locası da bize katıldığında koca bir okyanus olacak. Osmanlı’yı kendi evlatları bizim için yıkacak. Onlar peygamberlerinin izini takipten vazgeçsin, kitaplarını kapatsın, tarihlerinden utansın, Batı’nın kuyruğuna takılsın, imamların ipleri papazların ve hahamların eline geçsin de gör bak, ben onlara neler yaptırıyorum.

Mahmut Paşa: Sen sen ol, aklından geçenleri bir kadına söyleme! Yoksa genç yaşta kafanda saç kalmaz.

Payitaht Abdülhamid 17. Bölüm Sözleri: Siyasetin terazisi hassastır. Bir adamın ne olduğunu bilirsin. Lakin ona dokunmazsın. Dokunmak zor olduğu için değil, ölmesi işine gelmediği için. Çünkü o ölürse yerine birisi geçer. Onu tanıyana kadar vakit kaybedersin. Yani bildiğin düşman, bilmediğin düşmandan evlâdır.

Ömer Efendi’nin Sözleri

Ömer Efendi (Ahsen’e): Karşında kırık bir ayna var. Niçin bakmıyorsun? Gözlerime bak, seni çalmış, içine hapsetmiş gözlerime. Ve kendini gör. Gözlerim güzelliğini hatırlatsın sana. Konuş, ama tek kelam etmeden konuş. Yüreğinle anlat. Gönül sesinden başka, eş, dost, arkadaş, vallahi istemiyorum. Kader bir yol serdi önüme. Sonuna vardığımda beni bekleyen Zat-ı Şahane ile tanıştım.

Bana, “Devletine hizmetten geri durma!” dedi. Durmadım. Canımı ortaya attım. Harpten kaçmadım. Lakin bir gün, öyle bir laf etti ki bana, ben yönümü şaşırdım. “Tek sevdan, dinin olacak!” dedi. “Gönlünde devletinden başka yar olmayacak.” dedi. “Bundan ötesine izin yok.” dedi. Ama ben sahip çıkamıyorum şu yüreğime. Seni her gördüğümde ruhum titriyor. Nedir bu çırpınış? Şevk olası mı, aşk olası mı? Bilmiyorum nedir bu? Ama vallahi başa çıkılacak gibi değil. Gökler mi şaşıracakmış? Şaşırsın. Cihan altüst mü olacakmış? Olsun.

Hangi kıyamet senin hasretinden daha fenadır? Ahsen, ben bu dünyanın en talihli insanıyım. Çünkü seni tanıdım. Sen bana nefes oldun. Bana can oldun. Allah şahidimdir, ecel gelmedikçe ben seni bırakmam.

Ömer Efendi (Şehzade Abdülkadir’e): Sevda, ihtimalden, azadedir. Kan, akrabalık… Bunlar hakikatin karşısında geçersizdir. Hangi kanı taşırsan taşı, içinde dolaşan kan, benimki gibi kırmızıdır. Eğer siz hakîkî bir şehzade olamazsanız, hünkârımızın gözünde zerre kadar kıymetiniz olmaz.

Payitaht Abdülhamid 17. Bölüm Sözleri Son

Payitaht Abdülhamid 17. Bölüm Sözleri: Devletimizin, milletimizin ekmeğini yediler. Yaşlı analarımızın ağızlarındaki duaya, “Allah’ım neferimizi koru!” diye girdiler. İnandırdılar. İtibar gördüler. Bu sabah hepsi tutuklandı. Devletimizin içi temizlendi. Lakin bilirim ki hain bitmez. Kalleş, sırtımızı dönmemizi bekler. Namert, uykuya dalmamızı gözler. Bu saatten itibaren gözümüz de gönlümüz de açık olacak.

Attıkları her adım, söyledikleri her söz, verdikleri her karar, bir tek manaya matuftur. Bize derler ki, İslam dünyasıyla ilgilenmeyiniz, Müslümanların dertleriyle, mazlumların dertleriyle alakadar olmayınız. Eğer olursanız size de, bize de rahat yok.

Şimdi söyleyin, kendi rahatı için kardeşlerini ateşe atanlar, zevk-ü safahatları için zillete katlananlar, huzur-u mahşerde Kutlu Nebî’nin yüzüne nasıl bakabilecekler.

Bu hayat mıdır? Bu yaşamak mıdır? Haysiyet ve şerefle alınacak bir nefes, haysiyetsiz bir yaşamdan evlâ değil midir? Onların sahte cennetlerini, sahte vaatlerini bir mazlumun bir damla gözyaşına değişmem. Bu dün de böyleydi, bugün de böyle, yarın da böyle olacak Allah’ın izniyle.

Bütün dünya bilsin ki, bir tek Osmanlı kaldıysa işte orada ümit vardır. Onları kahreden bu ümit ateşidir. Bu ümidi bitirmeden rahat edemeyeceklerini bilirler. Bütün dünyaya ilan olsun ki, kâfirler istemese de, biz var olmaya devam edeceğiz. Biz var oldukça, mazlumların ve yetimlerin sığınacağı bir ana kucağı da var olacak. Bu mesuliyetle görevlerimizi yaparsak, değil yedi düvel, cihan gelse karşımızda duramaz. İçimizdeki bu ateşi söndüremez. Pervane olmayanlar aramızda duramaz.

Payitaht Abdülhamid 17. Bölüm Sözleri: Bu bayrak, Allah yolunda savaşanların bayrağıdır. Bu bayrak, dedem Osman Gazi, Bizans’a kılıç vururken dalgalana bayraktır. Bu bayrak, İstanbul’un fethinde surların kalbine dikilen bayraktır. Bu bayrak, Viyana önlerinde düşmanın görüp korktuğu, zalime kâbus olan bayraktır. Bu bayrak, zafer görmüş bayraktır. Sen mağlup etme Allah’ım! Biz sefer dedik, bizi zaferle müjdele Allah’ım! Ölene kadar sefere yemin ettik. Cihan bilsin ki zafere yemin ettik. YEMİN ETTİK!

Payitaht Abdülhamid 17. Bölüm İzle

Umarım beğenmişsinizdir. Bir sonraki sezonu da büyük bir sabırsızlıkla bekliyoruz. Payitaht Abdülhamid dizisi sözlerini paylaşmaya devam edeceğiz. Takipte kalın.

Lütfen bizi Facebook, Twitter ve Instagram hesaplarımızdan takip edin ve bize destek olun.

Yazımızı Değerlendirebilirsiniz
[Toplam: 0 Ortalama: 0]

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here