Ana sayfa Dini Sözler Kunut Duaları, Kunut Duaları ve Anlamları, İnsanlığa Sunulan Mesajlar

Kunut Duaları, Kunut Duaları ve Anlamları, İnsanlığa Sunulan Mesajlar

0
Kunut Duaları
Kunut Duaları

Kunut Duaları yazımızla sizlerleyiz. Kunut Duaları yazımızda, her gün değişik mezheplerde farklı namazlarda okunan Kunut Duaları ve Kunut Duaları ve Anlamları üzerinde duracağız. Yazımız içinde aynı zamanda Kunut Duaları Arapça yazılışını da bulacaksınız. Böylece doğru bir şekilde okuyabilirsiniz.

Yazımızın başlangıcında Kunut Duaları ile ilgili kısa bir bilgi vererek başlayalım.

KUNUT DUALARI

Kunut Duaları, Hanefi mezhebine göre vitir namazının üçüncü rekâtında rükûdan önce, Hanbelî mezhebinde vitir namazının üçüncü rekâtında rükûdan sonra, Malikî ve Şafiî mezheplerine göre de sabah namazının farzının ikinci rekâtında rükûdan sonra secdeye gitmeden ayakta okunan bir duadır.

Kunut Duaları, Hanefî mezhebi ile Şafiî mezhebinde farklı olmakla birlikte her iki duanın, hangisi olursa olsun, ikisinden birinin okunabileceği gibi her iki dua birlikte okunabilir. Fakat mezheplere göre “Kunut Duaları”nın okunduğu yer farklıdır. Hazreti Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem, her iki durumu da fiilen yapmıştır. Her iki durum da doğrudur. Hanefîler ve Hanbelîler vitir namazında okunmasını, Malikîler ve Şafiîler de sabah namazında okunmasını tercih etmişlerdir.

Vitir namazı, yatsı namazından sonra imsak vaktine kadar kılınabilen tek rekâtlı olarak (bir selamla üç rekât olarak veya ikinci rekâttan sonra selam verip ayağa kalkıp bir rekât daha kılınarak iki selam ile) kılınan bir namazdır. Hanefî mezhebine göre üç rekât olarak tek selamla kılınır ve bu namazın hükmü vaciptir. Hanefî mezhebinde vitir namazının üçüncü rekâtında Fatiha suresi ve zamm-ı sureden sonra tekbir alınarak Kunut Duaları okunur.

Hanefî mezhebinin tercih ettiği Kunut Duaları, Kur’an’dan bir ayet ya da sure değildir. Übey bin Kâ’b kendine ait mushafa, Kunut duasını, Felak ve Nâs surelerinden sonra iki sure gibi yazmış ise de Zerkeşî bunun diğer ana Mushaflara uygunluğuna dair herhangi bir delilin olmadığını, bu duaların Kur’an’ın hatminden sonra okunan dualar olduğunu ifade eder. Dolayısıyla Hazreti Peygamber’in sallallahü aleyhi ve sellem okuduğu dualardır. Bu sebeple hadistir.

Yemek Duası yazımızı da inceleyebilirsiniz.

KUNUT DUALARI ve ANLAMLARI

Kunut, kelime olarak, “uzun uzadıya ayakta durmak, kıyam etmek, ibadette devamlı olmak” manalarına gelmektedir.

Rükudan önce yahut rükudan sonra Kunut Duaları okunurken ayakta durulmaktadır. Bunun için kıyamda okunan bu dualara “Kunut Duaları”, ayakta durmaya da “kunut” denilmektedir. Hazreti Peygamber’e sallallahü aleyhi ve sellem, en faziletli namazın hangisi olduğu sorulduğunda, “Kunutu (kıyamı) uzun olandır” diye cevap vermiştir.

HANEFİ MEZHEBİNDE OKUNMASI TERCİH EDİLEN KUNUT DUALARI ve LATİN HARFLERİYLE OKUNUŞU

Kunut Duaları Arapçası
Kunut Duaları Arapçası

Allahümme innâ nesteînüke ve nestağfiruke ve nestehdîke ve nü’minü bike ve netûbü ileyke ve netevekkelü aleyke ve nüsnî aleykel-hayra küllehü neşküruke ve lâ nekfüruke ve nahleu ve netrukü men yefcüruk

Allâhümme iyyâke na’büdü ve leke nusallî ve nescüdü ve ileyke nes’â ve nahfidü nercû rahmeteke ve nahşâ azâbeke inne azâbeke bilküffâri mülhîg

Burada Kunut Dualarının kısaca mealini vermek yerine, kelimelerin ifade ettiği manalar ve insanlığa sunulan mesajlar üzerinde durmaya çalışacağız.

KUNUT DUALARI MEALİ – KUNUT DUALARINDA İNSANLIĞA SUNULAN MESAJLAR

Kunut Dualarının manasına dikkat edildiğinde insanlığa özellikle de Müslümanlara çok önemli mesajların sunulduğu görülmektedir. Bu bakımdan Kunut Dualarının günün son namazı olan vitir namazında okunmasının ne kadar büyük önem arz ettiği anlaşılmaktadır. Bu sebeple bu duadan anladığımız mesajları, kelimelerini tek tek ele alarak belirtmeye çalışalım.

Allahümme: Ey Allah’ım!

İnnâ nesteînüke: Muhakkak biz senden yardım dileriz.

“Kimin himmeti, milleti ise o tek başına bir millettir.” düsturundan hareketle, bütün ehl-i İslam’ı hatta bütün yaratıkları niyet ederek bu şekilde dua eden kişi, o fertlerin hepsini temsil etmekte ve fert olmasına rağmen adeta bir cemaat ve millet olmaktadır.

Bir Hadîs-i Şerîf: Abdullah bin Abbas radııyallahü anh anlatıyor: Bir keresinde Rasülüllah sallallahü aleyhi ve sellem beni binitinin terkisine almıştı. Bana şöyle buyurdu:

– Çocuğum! Sana bazı kelimeler öğreteyim. Sen, Allah’ın buyruklarını gözet, Allah da seni gözetip korusun. Sen Allah’ın rızasını her işte önde tut; işte o zaman Allah’ı önde bulursun. Bir şey isteyeceksen Allah’tan iste, yardım dileyeceksen Allah’tan dile. Şunu iyi bil ki bütün insanlar toplanıp sana faydalı olmaya çalışsalar, ancak Allah’ın senin için yazdığı faydayı sağlayabilirler. Bütün insanlar sana zarar vermeye kalksalar, ancak Allah’ın senin hakkında yazdığı zararı verebilirler. Çünkü artık kaderi yazan kalem yazmaz olmuş ve yazdığı yazılar değişmeyecek şekilde kesinleşmiştir.

Ve nestağfiruke: Ve ancak senden bağışlanma dileriz.

Bir Âyet-i Kerîme: Rabbimiz! Hesabın görüleceği günde beni, annemi babamı ve bütün mü’minleri bağışla! (İbrahim 14/41)

Ve nestehdîke: Ve senden hidayet diliyoruz.

Bir Hadîs-i Kudsî: Ey kullarım! Kendisini hidayete erdirdiğim dışında hepiniz dalalettesiniz. Benden hidayet isteyin, ben de sizi hidayete erdireyim.

Ve nü’minü bike: Ve sana inanıyoruz. Sana güveniyoruz.

Böyle diyen bir kişi, bütün iman esaslarını kabul ettiğini itiraf etmiş ve şahitlikte bulunmuş demektir. Tabii ki imanını dil ile söylemenin yanında fiiliyata ve davranışa dönüştürmesi de gereklidir.

Ve netûbü ileyke: Ve sana yöneliyoruz, sana tövbe ediyoruz.

Bir Âyet-i Kerîme: Ey inananlar! Hepiniz Allah’a tövbe edin ki kurtuluşa eresiniz. (Nur 24/31)

Bir Âyet-i Kerîme: Ey iman edenler! Allah’a tam bir ihlas (tövbe-i nasûh) ile tövbe edin. (Tahrîm 66/8)

Tövbenin kabul olmasının dört şartı vardır: işlenilen günahtan vazgeçmek, işlenilen günahtan dolayı pişmanlık duymak, bir daha aynı günaha dönmemek üzere azmetmek, işlenilen günah eğer kul hakkı ile ilgili ise hak sahibinden helallik istemektir.

Bir Hadîs-i Şerîf: Günahından tövbe eden günah işlemeyen gibidir.

Bir Hadîs-i Şerîf: Her insan hatakârdır. Hata edenlerin en hayırlıları da çokça tövbe edenlerdir.

Ve netevekkelü aleyke: Ve sana güveniyoruz.

Tevekkül, bir şeyin olması için gerekli olan bütün sebepleri yerine getirdikten sonra neticeyi Allah’tan beklemektir.

Ve nüsnî aleykel-hayra küllehü: Ve bütün hayır ile seni övüp methediyoruz.

Bu cümleyi söylerken, “Ey Allah’ım! Bize verdiğin bütün nimetleri bilerek ve idrakinde olarak, bu nimetler mukabilinde seni methediyoruz.” denilmektedir.

Neşküruke: Biz, sana şükrediyoruz.

Nimete üç şekilde şükredilir: Kalp ile yapılan şükür; nimeti vereni düşünmektir. Dil ile yapılan şükür; nimeti vereni yâd etmek, dil ile söylemektir. Vücudun diğer organları ile yapılan şükür ki bu da o organları veriliş gayesinde kullanmaktır.

Benzer Sözler :   Dua Sözleri - Dua İle İlgili Sözler - Dua Örnekleri - Sözün En Güzeli

Ve lâ nekfüruke: Ve seni inkâr etmiyoruz, senin hiçbir nimetini de inkâr etmiyor ve o nimetlere karşı nankörlük etmiyoruz. O nimetleri senden başkasından da bilmeyiz.

Küfür; imanın zıddı olup inkâr etmek manasına geldiği gibi şükrün zıddı olan nankörlük etmek, görmezlikten gelmek ve nimeti inkâr etmek anlamlarına da gelmektedir.

Ve nahleu: Ve çıkarıyoruz.

Biz bu kelimeyi söylerken, “Ey Allah’ım! Biz, senin emirlerine uygun olmayan ve senin razı olmadığın şeyleri gerek cismimizden ve malımızdan gerekse ahlakımızdan ve gönlümüzden çıkarıp atıyoruz.” demiş olmaktayız.

Ve netrukü men yefcüruk: Ve seni inkâr edenleri terk ediyoruz, onlara beddua etmiyoruz, sana karşı gelenleri terk ediyoruz.

“Ey Allah’ım! Seni inkâr edenleri, seni yalanlayanları, sana isyan edip senin emrine karşı gelenleri ve sana muhalefet edenleri, senin yolundan ayrılanları terk ediyoruz.”

Kunut Dualarının birinci kısmını bu şekilde kısaca açıkladıktan sonra ikinci kısmı üzerinde de kısaca durmaya çalışalım:

Allâhümme: Ey Allah’ım!

İyyâke na’büdü: Yalnız sana ibadet / kulluk ediyoruz.

İbadet, en geniş manada insanın, her nerede olursa olsun, ne kadar yaşarsa yaşasın, Rabb’i huzurunda olduğunun bilincinde olarak hareket etmesidir. Bu bakımdan, “Yalnız sana ibadet ederiz.” derken, “Allah’ım! Yalnız senin rızan dairesinde, senin razı olacağın şekilde davranırız.” demiş olmaktayız.

Ve leke nusallî: Ve yalnız senin için namaz kılıyoruz.

Namaz, mü’minin miracıdır. Namaz, o yüce huzura çıkmaya yapılan davete icabettir. Namaz, Allah’ın kullarına ihsan ettiği nimetlerine karşılık en muhtevalı şükürdür. Namaz, bütün mahlûkatın ibadetlerini ihtiva eden en câmi bir ibadettir. Namaz, kalbin gıdası, gönlün süruru, ruhun teneffüs ettiği hava-i nesimidir. Namaz, öldükten sonra kabrin karanlığından ışık, yalnızlık diyarında arkadaş, açlık ülkesinde gıdadır. Namaz, mahşer gününde hesap anında kulun lehine şahididir. Namaz, üstünden geçilecek sırat köprüsünde Burak ve binittir. Namaz, Allah’ın cennette kullarına ihsan edeceği hususi bahçelerin fidanlarıdır. İşte ihlasla ve yalnız Allah’ın rızası için kılınan namazla, bu ve bunlar gibi daha birçok netice kazanılmaktadır.

Ve nescüdü: Ve senin için secde ediyoruz.

Secde anı kişinin Allah’a en yakın olduğu andır. Ey Allah’ım! Secde edebilecek özellikte yarattığın bu organlarımızı sadece sana secde etmek için kullanıyoruz ve sana secde ediyoruz.

Ve ileyke nes’â: Ve sana koşuyoruz, yani yalnız senin rızanı kazandıracak işleri yapmak ve sana yaklaştıracak şeyleri işlemek için çalışıyor ve gayret gösteriyoruz.

Hazreti Lokman’ın oğluna nasihat ederken, “Ey oğulcağızım! Yaptığın şey, bir hardal tanesi ağırlığınca olsa da bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa Allah onu getirip ortaya koyar. Doğrusu Allah latîftir, haberdardır.” dediğini Cenâb-ı Hakk bize bildirmektedir. (Lokman 31/17)

Ve nahfidü: Ve sana hizmet ediyoruz, yani senin rızanı kazanmak ve dinini yaymak için hizmet ediyoruz.

Allah’ım! Sadece senin rızan için çalışıyor ve sana itaat ederek senin için hizmete koşuyoruz.

Nercû rahmeteke: Rahmetinin devam etmesini umuyoruz. Yani yukarıdan beri zikredilen işleri yapmak vazifemiz olmakla birlikte tüm bunları güzelce ifa edebilmemiz ve bunlarda muvaffak olabilmemiz için senin rahmetini umuyoruz. Ey Allah’ım! Biz, fiilî ve kavlî olarak yapabileceğimizi yapmaya çalıştık. Bundan sonra da artık senin rahmetini bekliyor, neticede bize rahmetinle muamele etmeni umuyoruz.

Ve nahşâ azâbeke: Ve senin azabından korkuyoruz. Gerek dünyada vereceğin musibetlerden, sıkıntılardan ve gerekse ahiretteki cehennem azabından korkuyoruz.

Allah’ım! Senin emirlerine isyan eden ve mahlûkatının hukukuna tecavüz eden kullarını azabınla cezalandırmanın, adaletinin gereği olduğunun idraki içerisindeyiz. Ve senin rahmetini ümit ediyoruz ve rahmetinin yanında azabının olduğunu da unutmuyoruz. Bu sebeple biz senin azap etmenden korkuyoruz, bizi azabından koru!

İnne azâbeke bilküffâri mülhîg: Muhakkak ki senin azabın kâfirlere er geç ulaşır.

Allah’ım! Bu nimetlerin hepsi senin olduğu gibi, bütün mevcudat ve onların içindeki insan da senin varlıklarındır. Dilediğine istediğini yaparsın. Sen dilemezsen biz bir şey dileyemeyiz. Onun için sen bizi hep iyiye, hayra yönelt, bize ihsan ettiğin maddi ve manevi nimetlerine karşı fiilen ve kavlen şükretmeyi nasip et; bizi şerlerden ve şerlilerden koru; bilerek ya da bilmeyerek yaptığımız hatalardan dolayı da gerek dünyevî gerekse uhrevî azaptan bizi muhafaza eyle!

Peygamberimizin Dilinden En Güzel Dualar yazımız da ilginizi çekecektir.

KUNUT DUALARI – SONUÇ

Hanefî mezhebine mensup olan mü’minlerin, vitir namazında okumayı tercih etmiş oldukları Kunut Dualarında, gerek fert, gerekse toplum açısından birçok önemli mesajların sunulduğu görülmektedir.

Bu duaları okuyan kişi, bütün sebeplerin arkasında Cenâb-ı Hakk’ın varlığını ve birliğini, bütün mahlûkatın yaratıcısının Allah olduğunu, her hadisenin altında O’nun gücünün ve kudret elinin bulunduğunu ilan etmektedir.

Yine bu duayı okuyan kişi, günün en son namazı olan vitir namazında okumasıyla adeta günün sonunda o günün muhasebesini yaparak, bir anlamda günün bütün meşguliyetlerinden sıyrılarak maddi ve manevi varlığıyla Cenâb-ı Hakk’a yönelerek hem kendi adına O’nun huzurunda kıyam durup Allah’a yalvarmakta ve ertesi günde de nasıl hareket edeceğinin adeta bir planını belirtmiş olmaktadır.

Aynı zamanda bu duayı yapan fert, medenî olarak yaratılan insanın yaratılışının gereği olan içtimâî bir ruha bürünerek bütün mü’minler adına Cenâb-ı Hakk’a muhatap olmakta ve herkes namına bir kumandan gibi arz-ı hal etmektedir.

Bu duayı okuyan kişi, gerek kendisine gerekse bütün mahlûkâta verilen nimetlerin, Cenâb-ı Hakk’ın ikramı ve ihsanı olduğunu ifade ederek bunca nimetlere fiyat olarak, o nimetlerin sahibi olan Allah’a şükür ve ibadeti tahsis etmekte, hayatı boyunca da bu ibadet ve şükrü yapacağına söz vermektedir.

Bu dua, kısaca, insanın yaratıcısına karşı yapması ve sergilemesi icap eden kulluk vazifesinin nasıl ve ne şekilde olması gerektiğinin en güzel ve en veciz ifadesi olmaktadır.

Umarım Kunut Duaları yazımızı beğenmişsinizdir.

Bizi Facebook, Twitter, Instagram, Google+, Pinterest ve  Youtube hesaplarımızdan takip ederek bize destek olunuz.

Kunut Duaları yazımız ile ilgili düşüncelerinizi yorumlar kısmına ekleyin, paylaşalım.

Yazımızı Değerlendirebilirsiniz
[Toplam: 4 Ortalama: 4.8]

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here