Ana sayfa Dini Günler Miraç Gecesi Olanlar, Miraç Gecesi Verilen Hediyeler- Cennet ve Cehennem

Miraç Gecesi Olanlar, Miraç Gecesi Verilen Hediyeler- Cennet ve Cehennem

0
Miraç Gecesi Olanlar
Miraç Gecesi Olanlar

Miraç Gecesi Olanlar yazımızla karşınızdayız. Miraç Gecesi Olanlar yazımızda bu gece mü’minlere verilen hediyeler ve Peygamberimizin aleyhisselam Cennet ve Cehennem’de karşılaştıklarını sizler için derledik.

Miraç Gecesi Hakkında Bilgi yazımızda Peygamber Efendimiz’in sallallahü aleyhi ve sellem Miraç Gecesi, Kabe’den Beyt-i Makdis’e, oradan yedi kat semada Peygamberlerle aleyhimüsselam görüşmelerine, Sidre-i Münteha’ya gidişine ve Allahü Teâlâ ile aracısız görüşmelerine değinmiş, namaz sonlarında okuduğumuz Tahiyyat duasının nasıl gerçekleştiğinden bahsetmiştik. O gece olanlar tabii ki sadece bunlardan ibaret değildi. O gece Hz. Muhammed aleyhissalatü vesselam Cennet ve Cehennem’i müşahede etti, Allahü Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri‘nden bazı hediye ve müjdeler getirdi ümmetine.

Miraç Gecesi Olanlar yazımızda da bunların üzerinde duracağız ve son olarak bu geceyi nasıl geçirmemiz gerektiği üzerine fikir beyan edeceğiz. 

Miraç Gecesi Olanlar – Miraç Gecesi Müminlere Verilen Hediyeler 

Allah Rasülü’ne sallallahü aleyhi ve sellem bu konuşmalar sonunda şu üç şey kendisine ve ümmetine Allah tarafından bağışlandı:

1. Elli vakit namaz sevabına denk, beş vakit namaz,

2. Bakara sûresinin son iki âyeti (Amener rasülü),

3. Muhammed aleyhisselam ümmetinden olup da, Allah’a şirk koşmayanların büyük günahları bağışlandı.

Bu müjdeye göre mümin bir kişi Cehennem’e gidebilir ancak günahları kadar azap çektikten sonra Cennet’e gidecektir. Yani hiçbir mümin Cehennem’de ebedî kalmayacaktır Elhamdülillah.

Sevabı günahlarından çok olan müminler ise doğrudan cennete gideceklerdir.

Allahü Teâlâ, “Yâ Muhammed! Bu namazlar, her gün ve gecede, beş namazdır! Ama, her namaz için, on sevap vardır! Bu, yine, elli namaz demektir.” buyurmuşlardır.

Bizim Amener Rasülü olarak bildiğimiz, Bakara Sûre-i Celîlesinin son iki ayetinde de, Allahü Teâlâ meâlen şöyle buyuruyor:

“Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. «Allah’ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız. İşittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz, affına sığındık! Dönüş sanadır» dediler.Allah her şahsı, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı (hayır) kendine, yapacağı (şer) de kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize acı! Sen bizim mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!” Bakara 2/285,286

Peki, Allahü Teâlâ’nın Mükhimat olarak adlandırdığı; insanı cehenneme sürükleyen büyük ve tehlikeli günahlar, demektir.

Bir gün Hz. Muhammed sallallahü aleyhi ve sellem:

“İnsanı helake sürükleyen yedi şeyden sakınınız!”  buyurdular.

“Ey Allah’ın elçisi! Bu yedi günah nedir?” diye sordular.

Peygamberimiz aleyhissalatü vesselam:

“Allah’a şerik koşmak, sihir (büyü) yapmak, Yüce Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı nefsi, haksız yere öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, savaş meydanından kaçmak, zinadan korunan, böyle bir şey hatırından bile geçmeyen Müslüman kadınlara zina iftirası yapmaktır!” buyurdu.

Allahü Teâlâ bizi namazı hakkıyla eda eden, büyük günahlardan tiksinip, onlardan kaçınan kullarından eylesin. AMİN!

Miraç Gecesiyle ilgili diğer yazılarımıza aşağıdaki bağlantılardan erişebilirsiniz:

Miraç Gecesi Hakkında Bilgi

Miraç Kandili Mesajları

Miraç Gecesi Olanlar – Cennet ve Cehennem

Miraç Gecesi Olanlar yazımızın bu bölümünde Peygamberimizin aleyhesselam Cennet ve Cehennem’de neler şahit olduğunu okuyacaksınız.

Allahü Teâlâ Peygamberimiz’e aleyhisselam vahyettikten sonra Cebrail aleyhisselam O’nu Cennet’e götürdü. Cennette gördüklerini Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem gördüklerini bize şöylece iletti:

Gümüşten iki cennet vardır. Kapları ve içinde bulunan diğer şeyleri de gümüştendir. Altından iki cennet vardır, kapları ve içlerinde bulunan diğer eşyaları da hep altındandır. Adn cennetinde, cennetliklerle Rablerini görmeleri arasında Allah’ın vechindeki ridau’l-kibriyadan (büyüklük perdesinden) başka bir şey yoktur. 

Cennette bir ağaç vardır ki, binekli bir kimse yüz yıl gölgesinde yürüse onu katedemez. İstersiniz şu ayeti okuyun: “Daimi gölgededirler, çağlayıp duran su başlarındadırlar.

Cennet’te hiçbir ağaç yoktur ki gövdesi, altından olmasın.

Sizden birinizin yayı kadar veya kamçısı kadar cennetteki bir yer, dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır. Cennet ehlinden bir kadın, arz ehline görünecek olsa, dünya ve içindekileri aydınlatır, arzla sema arasını güzel koku ile doldururdu, onun başörtüsü dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır.

Büreyde radıyallahü anh Bir adam Resulullah’a aleyhissalatü vesselam: “Cennet’te at var mı?” diye sordu. Aleyhissalatu vesselam da: “Allah Teala Hazretleri seni cennete koyduğu takdirde, kızıl yakuttan bir at üzerinde orada dolaşmak isteyecek olsan, o seni istediğin her yere uçuracaktır.” buyurdular. Bunun üzerine diğer biri de: “Cennette deve var mı?” diye sordu. Ama buna Aleyhissalatü vesselam öncekine söylediği gibi söylemedi. Şöyle buyurdular: “Eğer Allah seni cennete koyarsa, orada canının her çektiği, gözünün her hoşlandığı şey bulunacaktır.”

Cennet’te siyah gözlülerin (hurilerin) toplanma yerleri vardır. Orada, benzerini mahlukatın hiç işitmediği güzel bir sesle şarkı okurlar ve şöyle söylerler: “Bizler ebedileriz, hiç ölmeyiz! Bizler nimetlere mazharız, fakr bilmeyiz! Rabbimizdan razıyız, mükedder olmayız! Kendisinin olduğumuz beylerimize ne mutlu!

Cennet ehlinin bir çarşısı vardır. Her cuma oraya gelirler. Derken kuzey rüzgarı eser, elbiselerini ve yüzlerini okşar. Bunun tesiriyle hüsün ve cemalleri artar. Böylece ailelerine, daha da güzelleşmiş olarak dönerler. Hanımları: Vallahi, bizden ayrıldıktan sonra sizin cemal ve güzelliğiniz artmış! derler. Erkekler de: Sizler de, Allah’a kasem olsun, bizden sonra çok daha güzelleşmişsiniz! derler.

Cennette bir çarşı vardır. Ancak orada ne alış, ne de satış vardır. Sadece erkek ve kadın suretleri vardır. Erkek bunlardan bir suret arzu ederse o surete girer.

Ve daha nice nice nimetler. Sonra yolculuğa devam edildi.

Rasül-i Ekrem aleyhissalatü vesselam dünya semasında kendisini güler yüzle karşılayan melekler arasında, yüzü hiç gülmeyen, cehennemin bekçisi Malik adındaki bir melekle de karşılaşmıştı.

Peygamberimiz aleyhisselam, onun kim olduğunu Cebrail aleyhisselam’dan sorup öğrenince, Cebrail aleyhisselam’a:

“Cehennemi bana göstermesini ona emretmez misin?” diye sormuştu.

Cebrail aleyhisselam da:

“Olur!” diyerek, cehennemin bekçisi Malik’e: “Ey Malik! Muhammed’e aleyhissalatü vesselam cehennemi göster!” demişti.

Malik; cehennemin üzerinden örtüsünü açınca, cehennem öyle kaynamaya ve kabarmaya başladı ki, Hz. Muhammed aleyhisselam onun gördüğü her şeyi yakıvereceğini sandı.

Hemen, Cebrail aleyhisselam’a:

“Ey Cebrail! Malik’e emret de, onu yerine geri çevirsin!” buyurdu.

Cebrail aleyhisselam da, cehennemi yerine çevirmesi için, Malik’e emretti. O da, cehenneme:

“Sakin ol!” dedi.

Cehennem, çıkmış olduğu yerine girince, Malik onun üzerine örtüsünü tekrar örttü.

Bundan sonra Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem aşağıdaki hadis-i şerifleriyle ümmetine cehennemdeki bazı azapları haber verdi:

Bir kavim gördüm; dudakları deve ve köpek dudakları gibi idi. Karınları da şişmişti. Zebaniler, ateşten tokmaklarla bunların karınlarına vurup duruyorlardı. Karınlarında bağırsakları kopuyor; dübürlerinden dökülüyordu. Tekrar içlerinden bağırsak yaratılıyordu; zebaniler yine vurup döküyordu. Onlara böylece azap ediyorlardı. Bunlar kimlerdir? Dedim; Malik şöyle anlattı: Bunlar ümmetinizde yetim malını haksız yere yiyenlerdir.

Sonra baktım bir toplum vardı ki, derilerinden sırım kesiliyor ve ağızlarına tıkılıyor. Ve yediğiniz gibi yiyiniz deniliyor. Ve bu onlara en iğrenç bir şey oluyor. “Ey Cibril! Bunlar kimler?” dedim. “Bunlar o koğucular, fitnecilerdir dedi.

Sonra baktım bir toplum var ki, önlerine bir sofra kurulmuş, üzerinde benim gördüğüm etlerin en güzellerinden kebaplar var, etraflarında da leşler var. Onlar, o güzel etleri bırakıp bu leşlerden yemeğe başladılar. Cebrail; “Bunlar zinakarlar.” dedi. “Allah’ın helal kıldığını bırakırlar da haram kıldığını yerler.”

Üst tabakada olanlara baktım; buraya ümmetimin asileri girerler. Buraya bakınca gördüm ki Orada ateşten yetmiş derya var. Her deryanın kenarında ateşten birer şehir var. Her şehirde ateşten yetmiş bin ev var.Her evin içinde ateşten yetmiş bin sandık var. O sandıkların içinde de, erkekler ve kadınlar var. Oraya hapsolmuşlar; yanlarında yılanlar ve akrepler var. Şöyle sordum: Ey Malik, bu sandıkların içinde hapsolanlar kimlerdir? – Şöyle anlattı:
– Bunların bazısı insanlara zulüm edip haksız yere malını alanlardır. Bazısı da büyüklük sayıp zalim cebbarlık edenlerdir. Hâlbuki Büyüklük, celal ve ikram sahibi Yüce Allaha mahsustur.

Benzer Sözler :   Kadir Gecesi Ne Yapmalı, Kadir Gecesi Alametleri
Bir kavim gördüm, karınları dağlar gibi şişmişti. İçine yılanlar ve akreplerle dolmuştu. Orada hareket edip ıstırap veriyorlardı. Bunlar ayağa kalkmak istedikleri zaman, karınlarının büyüklüğünden ve yılanların, akreplerin hareketlerinden kalkmaya güçleri yetmiyordu. Yıkılıyorlardı. Sordum: Bunlar kimlerdir? Dedim; Malik şöyle anlattı: Bunlar ümmetinizden faiz yiyenlerdir.

Bundan sonra, bir grup kadın gördüm; bunların saçlarından asmışlardı. Bunlar için: _Kimlerdir? Diye sordum; Malik şöyle anlattı: Bunlar, şu kadınlardır ki; yüzlerini ve saçlarını örtmeyip erkeklere gösterirler. Kocalarından başkasına zinetlerini açarlar. Kocalarına eza ve cefa ederler.

Bundan sonra, bir takım erkek ve kadın gördüm; bunların dillerinden ateş çengellerle asmışlardı. Tırnakları bakırdandı. Kendi yüzlerini yırtıp parça parça ediyorlardı.Bunlar kimlerdir? Dedim; Malik şöyle anlattı: Bunlar yalan yere şahidlik edenlerdir. Koğuculuk yapıp söz gezdirenlerdir.

Bundan sonra, bir grup kadın gördüm; bunların kimisini göğsünden asmışlar; kimisini de ayaklarından baş aşağı asmışlardı. Bunlar feryad edip duruyorlardı. Bunlar kimlerdir? dedim. Şöyle anlattı: Bunlar zina edenlerdir; ayrıca çocuklarını düşürüp katil işi işleyenlerdir.

Bundan sonra bir kısım adamlar gördüm; bunlar kendi yanlarının etlerini koparıp ağızlarına koyuyorlardı. Yemeyip ağızlarında gizliyorlardı. Ama zebaniler onları: Yiyin. Diye zorlayıp istemeyerek yediriyorlardı. Tekrar koparıp ağızlarına alıyorlardı. Zebaniler tekrar yemeleri için onları zorluyorlardı. Bu şekilde onlara azap ediyorlardı. -Bunlar kimlerdir? Dedim; şöyle anlattı: Bunlar, ümmetinizden şu kimselerdir ki, insanları yüzlerine karşı ayıplarlar. Ayrıca arkalarından kötüleyip gıybetlerini ederler. Elleri, dudakları, kaşları ve gözleri ile işaret ederek insanları alay alırlar.

Bundan sonra bir kavim gördüm ki, Bunlar tam susadıklarından ötürü susuzluktan yanıp feryadla su istiyorlardı. Onların bu isteklerine karşılık ateşten kadehlerle kaynar sular verilip; İç diyerek zorlanıyorlardı. Onlar bu kadehi ağızlarına yakın götürdükleri zaman o suyun şiddetli kaynamasından yüzlerinin etleri pişip kadehin içine dökülüyordu. İçince de, bağırsakları parça parça olup dübürlerinden dışarı dökülüyordu. Bunlar kimlerdir? dedim; şöyle anlattı: Ümmetinizden şarap ve keyif verici şeyleri içenlerdi.

Bundan sonra, bir alay kadın gördüm; baş aşağı ayaklarından asmışlar. Dilleri uzayıp ağızlarından sarkmıştı. Zebaniler, onların dillerini ateşten makaslarla durmadan kesiyordu. Zebaniler onların dillerini kestikçe uzuyordu ve bunlar eşekler gibi anırıyorlardı, köpekler gibi uluyorlardı. Bunlar kimlerdir? Dedim; şöyle anlattı: Bunlar ölüsü öldüğü zaman, feryadü figan eden kadınlardır.

Bundan sonra, bir takım erkekleri ve kadınları gördüm. Bunları bakırdan fırınlar içine oturtmuşlardı. Altlarından ateşler ve alevler çıkıp başları ile beraber bütün vücutlarını bürüyordu. Gayet kötü kokular geliyordu. Bunlar kimlerdir? diye sordum. Malik şöyle anlattı: Bunlar, zina eden erkek ve kadınlardı. Peki, bu kötü koku nedir? Dedim; bunu da şöyle anlattı: Onların ferçlerinden çıkan şeyin kokularıdır.

Bundan sonra, bir kısım kadınları gördüm ki, asılmışlar. Bunların elleri boyunlarına sıkıca bağlanmıştı. Bunlar kimlerdir? diye sordum. Malik şöyle anlattı. Kocalarına hıyanet edip mallarını telef edenlerdir.

Peygamber Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem; bir kavim gördüm ki, bunların cesetleri hınzıra, yüzleri de köpek yüzüne benziyordu. Dübürlerinden ateşler çıkıyordu. Yılanlar, akrepler onları sokuyor; etlerini yiyorlar. Bunlar kimlerdir? dedim; Malik şöyle anlattı: Bunlar ümmetinizden namaz kılmayan, gusül etmeyenlerdir.

Bundan sonra, bir takım erkekleri ve kadınları gördüm. Bunlara ateşte azap ediliyordu. Bunların üzerine zebaniler musallat olmuştu. Bunlar feryad ettikçe, zebaniler sopalarla vuruyorlardı. Karınlarına ateşten süngüleri saplıyorlardı. Vücutlarını da ateşten kamçılarla dövüyorlardı. Bunların azapları pek çetindi. Bunlar kimlerdir? diye sordum. Malik şöyle anlattı: Bunlar ana ve babalarına isyan ederek karşı gelenlerdir.

Yine bir kavim gördüm; bunların boyunlarına ateşten dağlar gibi büyük halkalar geçirmişlerdi. Bunlar kimlerdir? diye sordum; Malik şöyle anlattı: Bunlar, üzerlerinde bulunan emanetleri sahiplerine vermeyenlerdir.

Bundan sonra, bir kavim gördüm; zebaniler bunları ateşten bıçaklarla boğazlıyorlardı. Ama bunlar aynı saatte diriliyordu. Bunlar dirilince, zebaniler tekrar onları boğazlıyorlardı. Bunlar kimlerdir? diye sordum. Malik şöyle anlattı: Bunlar haksız yere adam öldürenlerdir.

Bunlardan başka, cehennemde iki sınıf kimse gördüm. Bunların bir sınıfı erkeklerden, bir sınıfı da kadınlardandı. Bunların azabı gayet şiddetli idi. Bunlar kimlerdir? diye sordum. Malik şöyle anlattı: Bu erkekler, beylerin önünde sopa ve kamçılarla gidip zavallı fakirlere vurup zulüm edenlerdir. O kadınlar ise görünüşte elbise giyip hakikatte bütün azaları belli, açık hükmünde ve erkeklere aşikâr olanlardır. Ayrıca dışarı çıktıkları zaman, erkekleri kendilerine çekenlerdir. Bu sebepten, başları deve hörgücü gibi büyük olup selametle doğruca cennete giremezler.

Bundan sonra, cehennemde bir alay erkek ve dişi kimseler gördüm. Bunların azabı birbirine benzemiyordu. Her birine bir başka türlü azap olunuyordu. Bu tabakada azap olunanlar arasında bunlardan şiddetli azap olunan yoktu. Şöyle bir azap ediliyorlardı. Bunları ateşten sopalar üzerine asmışlardı. Etleri pişip dökülüyor; sadece kemik kalıyorlardı. Hak Teala onların etlerini bitiriyor; yine önceki gibi etleri pişip dökülüyordu. Bunlar kimlerdir? diye sordum. Malik şöyle anlattı: Bunlar vücut sağlığı yerinde iken namazı terk edenlerdir.

İşte bütün bunları gören Rasülüllah sallallahü aleyhi ve sellem, bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:

“Eğer benim bildiğimi sizler de bilmiş olsaydınız, muhakkak ki, pek az güler ve çok ağlardınız!”

Miraç Gecesi Olanlar – Mekke’ye Dönüş

Miraç Gecesi Olanlar yazımızın bu bölümünde Mekke’ye dönüş sonrası yaşananları bulacaksınız. Hz. Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem Beytü’l-Makdis mescidinin kapısına bağladığı Burak’a binip Mekke’ye döndü. Peygamberimiz’in aleyhisselam İsrâ ve Miracı, bir gece içinde, yatsı namazı ile sabah namazı arasında vuku buldu.

Abdulmuttalib oğulları, İsrâ ve Mirac gecesinde, Peygamberimiz’i sallallahü aleyhi ve sellem bulamayınca, ara­maya çıkmışlardı.

Hatta, Hz. Abbas, Zîtuvâ’ya kadar gitti. Oralarda, yüksek sesle:

“Yâ Muhammed! Yâ Muhammed!” diyerek bağırdı.

Rasül-i Kibriya Efendimiz aleyhisselam: “Buyur!” diye karşılık verince, Hz. Abbas:

“Ey kardeşimin oğlu! Sen kavmini geceden beri zahmet ve meşakkate soktun!? Nerede idin?” dedi. O da:

“Beytü’l-Makdis’e gittim.” buyurunca, Hz. Abbas:

“Bu gecenin içinde mi?” diye sordu. Peygamberimiz aleyhissalatü vesselam:

“Evet. Bu gecenin içinde gidip geldim!” buyurunca, Hz. Abbas:

“Her halde, senin başına ancak hayır gelmiş olmalıdır!” dedi.

Peygamberimiz de aleyhisselam:

“Benim başıma hayırdan başka bir şey gelmemiştir!” buyurdu.

Sabah olunca Kabe’nin yanında Mekkelilere Miraç Hadisesini anlattı. Onlar Peygamberimiz’den sallallahü aleyhi ve sellem delil istediler. Peygamberimiz aleyhissalatü vesselam da onlara yolda gördüğü kafilelerinden haber verdi. Kureyşliler hemen kafileleri karşılamak için Mekke dışına çıktılar. Gelenleri aynen Peygamberimizin aleyhisselam haber verdiği gibi gördülerse de iman nasip olmadı.

Ama yine de Peygamberimiz’den sallallahü aleyhi ve sellem üst üste Miraç’a çıktığına dair delil istediler. Peygamberimiz aleyhissalâtü vesselam Kudüs’e, Mescid-i Aksâ’ya uğradığını anlatınca Kureyşliler,“Bir ayda gidilebilen bir yere Muhammed nasıl bir gecede gidip gelebilir?” diye itiraz ettiler; ardından da Mescid-i Aksâ’yı görmüş olanlar, “Mescid-i Aksâ’yı bize anlatır mısın?” diye Peygamberimiz’e aleyhisselam sordular. Peygamberimiz aleyhissalatü vesselam şöyle buyurdu:

“Onların yalanlamalarından ve sorularından çok sıkıldım. Hatta o ana kadar öyle bir sıkıntı hiç çekmemiştim. Derken Cenab-ı Hak birden Beytü’l-Makdis’i bana gösterdi. Ben de ona bakarak her şeyi birer birer tarif ettim. Hatta bana, ‘Beytü’l-Makdis’in kaç kapısı var?’ diye sordular. Halbuki ben onun kapılarını saymamıştım. Beytü’l-Makdis karşımda görününce ona bakmaya ve kapılarını teker teker saymaya ve anlatmaya başladım.”

Bunun üzerine müşrikler: “Vallahi dosdoğru tarif ettin.” dediler, ama yine de iman etmediler.

O esnada Hz. Ebû Bekir radıyallahü anh çıkageldi, müşrikler durumu ona haber verdiler. Hz. Ebû Bekir radıyallahü anh, “Eğer bu sözleri ondan duymuşsanız şeksiz şüphesiz doğrudur.” diyerek hemen tasdik etti ve bundan sonra Hz. Ebû Bekir radıyallahü anh “Sıddîk, tereddütsüz inanan, tasdik eden” unvanını aldı.

Allahü Teâlâ cümlemizi Hz. Ebubekir radıyallahü anh gibi sıddiyklerden eylesi. Bizi Cenneti ve Cemaliyle müşerref kılsın. Cehennem ateşinden bizleri muhafaza eylesin. Amin.

Umarım Miraç Gecesi Olanlar yazımızı beğenmişsinizdir. Siz de Miraç Gecesi Olanlar yazımızla ilgili eleştiri, yorum ve görüşlerinizi lütfen yorumlar bölümüne yazınız.

Miraç Gecesi Olanlar yazımızı beğendiyseniz, lütfen sosyal medya hesaplarımızdan paylaşınız ve bize destek olunuz. Bizi FacebookTwitter, Google+, Pinterest ve Instagram hesaplarımızdan takip ederek bize destek olabilirsiniz.

Yazımızı Değerlendirebilirsiniz
[Toplam: 0 Ortalama: 0]

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here